BÜYÜKŞEHİR BİNASI İŞ GÜVENLİĞİ İŞÇİ SAĞLIĞI KONUSUNDA ALARM VERİYOR!
Basına ve kamuoyuna;
BÜYÜKŞEHİR BİNASI İŞ GÜVENLİĞİ İŞÇİ SAĞLIĞI KONUSUNDA ALARM VERİYOR!
Uzun bir süredir İzmir Büyükşehir’de, önünde bulunduğumuz ana binada hizmet üreten kamu emekçilerinin kafasını kurcalayan, onları endişelendiren bir sorun var. Pek çok kamu emekçisi İzmir’de dört milyonu aşkın yurttaşa hizmet üreten bu kurumun ana hizmet binasının olası bir depreme ne kadar dayanıklı, binanın bir deprem karşısında ne kadar güvenilir ve güvenli olduğunu merak ediyor. Bu konudaki kaygılarını dile getiriyor.
Dün yaşananlar binada çalışan biz kamu emekçilerinin güvenli bir çalışma ortamı konusundaki kaygılarını doğrulamıştır. Dün öğle saatlerinde İzmir’de etkili olan rüzgar binanın 5. ve 7. katlarındaki bazı ofislerin tavanlarının çökmesine neden olmuştur. Tavanda çökme yaşanan ofislerden biri çok sayıda çalışanın hizmet ürettiği bir birimdir ve şans eseri kimse yaralanmamıştır. Oluşan hasardan dolayı ofis kullanılamaz hale gelmiş ve buradaki mesai sonlandırılmıştır. Dün basına yansıyan fotoğraflar da bu durumu gösterir niteliktedir ve bu fotoğrafların gösterdiği tablo ayıplı bir tablodur.
Bu olay ardından doktora görünmek isteyen iki sözleşmeli arkadaşımızı binadaki kurum tabipliğinin kabul etmemesi ve başka bir noktaya sevk etmeye çalışması da bir başka ayıplı uygulamadır.
Yanıt istiyoruz…
Yaşanan bu olay Büyükşehir ana binasının bırakalım olası güçlü bir depremi, güçlü bir rüzgar karşısında dahi zorlandığını göstermiştir. Geçtiğimiz haftalarda dış cepheden bir takım beton parçaların düşmesi ve ardından yaşanan dünkü gelişmeler akıllara şu soruları getirmektedir: Büyükşehir ana binası olası bir depreme ne kadar dayanıklı, ne kadar güvenilir, ne kadar güvenli, ne kadar hazır?
Bu soruların yanıtlarını istemek bu binada hizmet üreten tüm emekçilerin hakkıdır. Bu soruları soruyor olmamız Türkiye’de geçmişte yaşananlardan ders çıkardığımızın göstergesidir. Nitekim insanların canı yandıktan, iş işten geçtikten sonra tepki göstermek yahut protesto etmek yaşanılanları telafi etmemektedir. Dolayısı ile dün yaşanan görece küçük hadise daha büyük ve vahim hadiseler yaşanmadan önce bu binada çalışan herkesin taşıdığı kaygıları burada tüm açıklığı ile dile getirmek açısından bizim için bir vesile olmuştur. Yukarıda sıraladığımız basit sorulara, spekülasyona mahal vermeyen, bilimsel bir yöntem ve çalışmaya dayanan, aynı zamanda açık, anlaşılabilir, net yanıtlar üretmek ise Büyükşehir idaresinin sorumluluğudur.
Dolayısı ile Büyükşehir idaresi binanın deprem konusundaki dayanıklılığı ve hazırlığı konusunda elinde güncel, bilimsel bir çalışma varsa burada hizmet üreten kamu emekçileri ve kamuoyu ile paylaşmalıdır. Böyle bir çalışma yoksa hızla bu tür bir çalışma gerçekleştirilmeli ve sonuçları açıklanmalıdır.
Sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları yaratılması bir tercih değil zorunluluktur…
Asansöründen dış cephesine, tavanından tesisatına artık alarm veren bu binada bir takım makyaj çalışmaları değil, zamanının azımsanmayacak kısmını bu ofislerde katlarda geçiren bizlerin kaygılarını giderecek tok bir açıklama ve konuya ilişkin görünür bir çalışma yapılmasını istiyoruz.
Yıllardır burada çalışanların bu konuya dair kaygılarını görmezden gelen, bu kaygıları küçümseyenlerin, eğer bu kaygılar hafife alınacak kaygılar ise bize bunun nedenini anlatmaları gerekmektedir. Bu konudaki tartışmaya son vermenin yolu konuyu geçiştirmekten değil, aydınlatmaktan geçmektedir. Aksi takdirde yaşanacak her türlü felaketin ve ödenecek her türlü bedelin sorumluluğu bugün gerekli tedbirleri almayanların olacaktır.
Bizler, örgütlü ve bilinçli kamu emekçileri olarak, uyarma ve ikaz etme konusunda kendi sorumluluğumuzu yerine getirdik. Konunun takipçisi de olacağız. Ama bilinmelidir ki, bu konuda çalışanları aydınlatan, bu tartışmalara son veren bir açıklama, bir çalışma olmadığı ve gerekli tedbirler alınmadığı takdirde sadece takip etmekle elbette yetinmeyecek başta fiili meşru mücadele yöntemleri olmak üzere her yöntemle çalışanların hakkını korumaya çalışacağız.
Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarında çalışan kamu emekçilerinin bir sendikası var…
4 milyonu aşkın insanın yaşadığı İzmir’de her yurttaşa temas eden, her sektörde, her alanda hizmet üreten altı bini aşkın kamu emekçisi yalnız, sahipsiz, örgütsüz değildir. Yemek-ulaşım-kreş gibi temel taleplerimizden otoparka, çalıştığımız binada yaşanan biraz önce izah ettiğimiz deprem konusundaki kaygılardan sürgün uygulamalarına kadar yaşadığımız sorunlara her gün bir yenisi ekleniyor.
İdare ile “al gülüm ver gülüm” ilişkisi içerisinde olan icazetli sendikalar ise bu sorunlara karşı bir mücadele yürütmek şöyle dursun bu tür mücadelelerin önüne geçmekten başka bir işlev görmüyor.
Temel taleplerimizi, giderek yakıcılaşan sıkıntılarımızı görmezden gelen yahut sorunlarımıza günübirlik, kadük, geçici çözümler üretmeye çalışan Büyükşehir idaresi bilmelidir ki bu işyerinde KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen örgütlüdür. Yıllardır merkezi iktidarın baskı politikalarına karşı direnmiş, ayakta kalmış bu konfederasyon ve bu sendika çalışanların haklarını her koşulda savunmaya devam edecektir.
Bu sürecin takipçisi olacağımızı başta üyelerimiz, duyarlı çalışma arkadaşlarımız, işçi dostlarımız olmak üzere tüm çalışanlara ve kamuoyuna beyan ederiz.
DEPREM DEĞİL, İHMAL ÖLDÜRÜR…
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!
TÜM BEL-SEN 1 NO’LU ŞUBE
