Hata mesajı

Dosya oluşturulamadı.

Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz!

Bugün KESK Genel Merkezinde gerçekleşen basın toplantısıyla KESK, DİSK, TMMOB, TTB olarak; "11 Ocak 2014’te ÖZGÜRLÜK, BARIŞ, DEMOKRASİ, ADALET VE EMEK MİTİNGİ’ni ülkenin her bir tarafında hep birlikte örgütlemeye, çoğaltmaya, büyütmeye, katılmaya çağırıyoruz" açıklaması yapıldı.

Toplantıya DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Gülriz Erişgen katıldı. Ortak basın açıklamasını dört örgüt adına Genel Başkanımız Lami Özgen okudu.

Yolsuzluk, Yoksulluk, Zulüm Düzeninden Hesap Sormak İçin

ÖZGÜRLÜK, BARIŞ, DEMOKRASİ, ADALET VE EMEK MİTİNGİNE ÇAĞRI

On bir yıldır iktidarda bulunan AKP ve gizli ortağı Gülen Cemaati arasındaki ittifak çatırdadı; etrafa rüşvet, yolsuzluk, ihtilas (aşırma), irtikâp (yiyicilik) yayıldı.

Ağızlarını her açtıklarında “Allah, Peygamber, din, iman” sözleri dökülenlerin nasıl da dünya malına tamah ettikleri, nasıl da lüks ve şaşaa düşkünü oldukları, nasıl da paraya taptıkları bir bir ortaya dökülüyor.

Her iki tarafın birbiriyle ilgili iddialarını birer itiraf olarak kabul ediyoruz. Çünkü ikisinin de masum olmadığını, suç ortağı olduklarını biliyoruz. Yolsuzluk, yoksulluk, zulüm düzeninin sorumlusu olduklarını biliyoruz.

İktidarda on birinci yılını tamamlayan AKP, gizli ortağının da yardımıyla, örneklerine ancak tek parti diktatörlüklerinde rastlanan, eskisinden bile daha baskıcı, daha otoriter, daha totaliter bir rejim kurdu.

“AKP’nin Yeni Rejimi”nde emek yok, barış yok, demokrasi yok, adalet yok, özgürlük hiç yok!

AKP, bir yandan bütün toplumu kendi gerici muhafazakâr zihniyeti doğrultusunda yukarıdan aşağıya yeniden şekillendiriyor, bir yandan da pervasızca uyguladığı neoliberal politikalarla emekçilerin haklarına saldırıyor.

Emekçiler için en kötü koşullarda aşırı çalıştırma, her türlü angarya, güvencesizlik demek olan taşeronlaştırma, gerek kamuda gerekse özel sektörde alabildiğine yaygınlaştı; Türkiye Cumhuriyeti, Taşeron Cumhuriyeti’ne dönüştü.

Hükümet, Türkiye işçi sınıfının en önemli kazanımlarından olan kıdem tazminatını yok etmek için pusuya yatmış, fırsat bekliyor.

Hâlâ grev hakkı tanınmayan kamu emekçileri, yandaş “sendika”yla “toplu sözleşme” adı altında yapılan “toplu satış”la yoksulluk sınırlarının altında ücretlere mahkûm ediliyor.

Çoğunluğu çocuk otuz dört yoksul Kürt köylüsünün savaş uçaklarıyla taammüden bombalanıp öldürüldüğü Roboski Katliamının üzerinden iki yıl geçti. Normalde, çoktan derdest edilip yargılanması, cezalandırılması gereken katiller, “Vur!” emrini veren askeri, siyasi sorumlular hâlâ aramızda dolaşıyor.

Kürt Sorunu’nu çözecekmiş, çözüyormuş gibi yapan siyasi iktidar -Lice’de, Yüksekova’da gördük- barışçıl gösterilere bile tahammül edemiyor; halkın üzerine hedef gözeterek ateş eden Hükümet Güçleri, insanlarımızı katlediyor, savaşta bile dokunulmaz olan sağlık