Ege'de Son Söz Gazetesinin 22 Nisan 2016 Tarihli Haberine İlişkin Tekzip
25.04.2016
Sayın Ege’de Son Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni,
İnternet sayfanızda 22 Nisan 2016 tarihi saat 12.31 ‘de yayınlanan “İzmir’de 2 sendika karşı karşıya: Yetki kimin olacak?” başlıklı haberinizi okudum. Öncelikle sizlerin de paylaştığını düşündüğümüz objektif ve tarafsız habercilik ilkesi gereği iki ayrı sendikanın ismini anarak yaptığınız haberinizde sadece bir Sendikanın başkanı ile görüşme yapmanız ve o ne diyorsa hiçbir inceleme yapmadan yayınlamış olmanız size yakışmadığını belirtmek isterim. Sizler de takdir edersiniz ki böylesi iki ayrı tarafın olduğu konulara ilişkin haber yaparken her iki tarafın da görüşünü almanız ve okurlarınıza bu iki görüşü de birlikte yansıtmanız gerekirdi.
Bu amaçla ilgili haber metninde tek yanlı ve yanlış bir şekilde belirtilen hususları düzeltmek için TÜM BEL SEN Genel Başkanı olarak aşağıdaki belirttiğim gerçeklikleri de sitenizde yayınlamanızı rica ediyorum.
İlk olarak Tüm Yerel Sen sendikası başkanının ifade ettiği İzmir’in ilçe belediyelerinde yetkiyi aldıkları açık bir yalandır. Bornova ve Karşıyaka ilçeleri başta olmak üzere İzmir’in ilçelerin çoğu belediyesinde en çok üyeye sahip yani yetkili Sendika dün olduğu gibi bugün de TÜM BEL SEN’dir ve yarın da öyle olacaktır. Çünkü TÜM BEL SEN üyeleriyle ilişkisi karalama ve yanıltma amaçlı yalan yanlış, demogojik söylemlerle bozulacak bir ilişki değildir. TÜM BEL SEN’in üyeleriyle ilişkisi yasakçı yasaları veya yönetmelikleri değiştirten, ülkemiz emek ve demokrasi mücadelesi açısından ilkleri yaratan 26 yıllık sendikal hak ve özgürlükler tarihi ile perçinlenmiş demokratik ve katılımcı bir ilişkidir.
Sadece Türkiye için değil bütün Avrupa’da da yerel yönetim emekçileri sendikası denilince akla ilk gelen TÜM BEL SEN, bütün siyasi partilerden bağımsız, her türlü baskıya, anti demokratik yasaklara veya müdahalelere rağmen sürdürdüğü 26 yıllık mücadelesi sayesinde başta toplu sözleşme olmak üzere birçok hak elde etti ve etmeye de devam ediyor. İşte bu yüzden İzmir’de de ülkenin birçok ilinde de belediyelerde TÜM BEL SEN halen en çok üyeye sahip sendikadır. Bunun aksini iddia etmek; birleşik güçlü bir sendikal mücadeleyi zayıflatmanın yanında aslında emekçileri yanıltmak amaçlıdır. Bu yanıltma söylemleri zaman zaman kısa vadede etki etse de ne derler “yalancının mumu yadsıya kadar yanar”. İşte İzmir Büyükşehir Belediyesi bunun en yakın örneği; Tüm Yerel Sen, geçtiğimiz yıl İzmir Büyükşehir Belediyesinde Sendikamızın anti propagandası üzerinden sadece İZSU’da, yani bir işyerinde yetkili olabilmiş ama sanki Büyükşehir ve ESHOT gibi diğer bütün işyerlerinde yetkiliymiş gibi tümünü kapsayan sözleşme imzalamıştır. Yasaya ve yönetmeliklere aykırı bir şekilde imzalanan bu sözleşme de içerik olarak TÜM BEL SEN’in üyeleriyle birlikte mücadele ederek kazandığı sözleşmenin aynısıdır. Emekçilere yalan yanlış bir şekilde, mevcut sözleşmede olmayan birçok hak elde edeceklerini vadedenler, TÜM BEL SEN’in üyelerinin birlik ve mücadelesi ile imzaladığı toplu sözleşmenin aynısı imzalamıştır.
Gazetenizde yayınlanan haber metninde başarılarının sırrını samimiyet olduğunu iddia eden Tüm Yerel Sen başkanı Doğan Koç’a sormak gerekiyor; ırkçı ve düşmanlaştırıcı söylemleriyle bilinen, sosyal demokrasiden nasibini dahi almamış bir siyasi partiye sırtınızı yaslayıp, oradan aldığınız siyasi destekle yıllardır emek ve demokrasi mücadelesi yürüten, bu yüzden AKP gibi siyasi iktidarların hedefi olmuş bir Sendikayı yalan yanlış söylemlerle karalamak mıdır samimiyet? Emekçileri mücadelenizle, emekten, demokrasiden, barıştan ve özgürlüklerden yana söyleminiz ve eylemlerinizle örgütlenmeniz gerekirken TÜM BEL SEN’i karalamak niye?
Tüm Yerel Sen’in söylem ve uygulamalarına bakıldığında TÜM BEL SEN’i karalamanın dışında Sendikacılık adına ne bir şey; ne de emek ve demokrasi düşmanı AKP iktidarına karşı her hangi bir şey göremezseniz. AKP gazetecilerden akademisyenlere kendisi gibi düşünmeyen, kendisini eleştiren, hak ve özgürlük mücadelesi sürdüren herkesi anti demokratik ve hukuk dışı soruşturmalarla, sürgünlerle hatta işten atmalarla yıldırmaya çalışırken bir tane Tüm Yerel Sen üyesinin soruşturmaya dahi tabi tutulması manidar değil midir?
Tüm Yerel Sen’in AKP iktidarına ve onun yandaşlığını inkâr dahi etmeyen Sendikalara, vakıflara yönelik hiç mi eleştirisi olmaz? Emekçiler üç kuruş paraya kölece çalışmaya mecbur edilirken, kamu emekçilerine zam diye sadaka verilirken, iş güvencemiz gasp edilmeye çalışılırken Tüm Yerel Sen niye her hangi bir şey söylemiyor ve ya yapmıyor? Ya mücadele etmeye korkuyor ya da mücadele etmek istemiyor.
TÜM BEL SEN, ister sağcı olsun ister solcu olsun, hangi parti olursa olsun emekçilerin hak ve özgülüklerine yöneliyorsa, demokrasiyi ayaklar altına alıp çocuklarımızın geleceğine kast ediyorsa; üyesinden yöneticisine 30 bin üyesiyle bir bütün olarak onun karşısında olmuştur. Emekçilerin hak ve özgülükleri için bedel ödeme pahasına ne söyleminden ne eyleminden vaz geçmiştir. Bu uğurda binlerce arkadaşımız soruşturma geçirmiş, sürgüne uğramış ama yılmamış ve bütün maruz kaldığı bütün hukuksuzlukların hesabını sorarak üyelerinin haklarını korumuştur.
TÜM BEL Sen’liler kimseden hak dilenmemiş, kimseye yalakalık yapmamıştır; çünkü TÜM BEL SEN “hak verilmez, alınır” şiarıyla, Sendika kurmanın dahi yasak olduğu tarihlerde fiili ve meşru mücadele ile kurulmuş ve bugünlere gelmiştir. Şimdi böylesi bir mücadele tarihine sahip, ülkenin dört bir yanında üyelerinin kalbine ve beynine işlemiş bir Sendikayı, asılsız iddialarla, yalan yanlış söylemlerle çamur atarak zayıflatabilir misiniz. Güneşi balçıkla sıvayamayacağınız gibi TÜM BEL SEN’i de zayıflatamazsınız.
Tüm Yerel Sen, çamur at izi kalsın mantığıyla sürdürdüğü sözde Sendikal söylemleri öyle bir noktaya geldi ki en temel hukuk kurullarını dahi inkar eder vaziyettedir. İşte dayanışma aidatı meselesi;
Dayanışma aidatı Sendikanın üyeleri adına imzaladığı toplu sözleşmeden o sendikaya üye olmayanların yararlanması için ödemesi gereken aidat miktarıdır. Bu, bütün dünyada geçerli evrensel bir uygulamadı ve başta ILO sözleşmeleri olmak üzere çalışma yaşamı ve toplu sözleşme ile ilgili bütün ulusal ve uluslararası metinlerde kabul edilir. İşte bundan kaynaklı da ülkemizdeki en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi toplu sözleşmenin tarafı olan sendikaya üye olmayan emekçilerin ilgili sözleşmeden yararlanmak için makul bir miktarda dayanışma aidatı ödemesine karar vermiştir. Uluslararası sözleşmeler, yasalar ve mahkeme kararları, “makul miktarda dayanışma aidatı alınır” derken, TÜM BEL SEN’in taraf olduğu sözleşmelerde üyesi olmayan kamu emekçilerinin yararlanması için kendi üyelerinden aldığı kadar (yani her hangi bir ayrımcılık yapmadan, eşit miktarda) dayanışma aidatı talep etmesini başka taraflara çekmek, kamu emekçilerini kandırma değil de nedir.
Sonuç olarak, biz TÜM BEL SEN’liler olarak pek tabi ki bizden ayrı düşünen emekçilerin ayrı bir örgütlenmede bulunmasına saygı duyarız, yeter ki sendikal örgütlülüğün gereği olarak mücadele etsinler, kazanım elde etsinler.
Biz bugüne kadar Tüm Yerel Sen’den gelen iftiralara, yalanlara emek mücadelesini zayıflatmamak, AKP’nin ve onun yandaşı sahte Sendikaların ekmeğine yağ sürmemek için sessiz kaldık. Ancak biz olgunluk gösterip bunlarla uğraşmazken, sendikal faaliyetlerimize devam edip AKP iktidarının emek ve demokrasi düşmanı uygulamalarına karşı mücadele sürdürürken; Tüm Yerel Sen adeta AKP ile ortak gibi bizi yalanlarla, iftiralarla arkadan vurmaya çalışmaya devam etti.
Bu vesileyle bir kez daha ifade ediyoruz ki yerel yönetim emekçilerinin 26 yıllık öz örgütü, gerçek Sendikası olan TÜM BEL SEN’in tek derdi yerel yönetim emekçilerinin haklarını savunmak, çocuklarımıza onurlu ve huzurlu bir gelecek bırakmaktır.
Bu mücadeleye katkı vermeyenlere tek sözümüz “gölge etmeyin başka ihsan istemez”, bırakın kuyruğumuzdan asılmayı da 26 yıldır olduğu gibi üyelerimizle birlik içinde emek ve demokrasi mücadelesinde yeni kazanımlar elde edelim.
Ömer Salih EROL
TÜM BEL SEN Genel Başkanı
