Deklarasyon
Biz kadınlar, yüzyıllardır kapitalizmin ve erkek egemenliğinin yarattığı güvencesizliği, yoksulluğu, işsizliği, şiddetin her türlüsünü, savaşı, ırkçılığı ve militarizmi en yoğun ve en ağır biçimiyle yaşayanlarız. Küresel ekonomik kriz, savaşlar ve yaşamlarımızı kuşatan muhafazakârlık biçimleri ile yeniden üretilen şiddet, cinsiyetçilik ve ırkçılığa maruz kalıyoruz.
Dünyada ve ülkemizde izlenen neo-liberal politikalar yoluyla kadınların "ucuz emek - kutsanmış annelik" rolleri arasında sıkıştırıldığı bir dönemde, bizler Tüm Bel - Sen’li Kadınlar olarak bugün kapitalizmin ve onun erkek egemen zihniyetinin yarattığı ekonomik, siyasal ve sosyal kuşatılmışlığı kırmanın umut ve güven dolu bir geleceği kurmanın ve kaybettiklerimizi kazanımlara dönüştürmenin adımlarını sendikamız içinde örgütlemek için bir araya geliyoruz.
Bizler, kadın ve erkeği eşit görmediğini açıklayan; kadını, eril iktidarını yeniden üretmek için kurguladığı aile içine hapseden, "fedakâr anne, iffetli eş ve sigortasız işçi" haline getiren; kürtaj yasağı, çocuk doğurma baskısı altında bırakan; ırkçı, gerici, piyasacı politikalarla eğitim ve sağlık başta olmak üzere temel haklarına ulaşmasının önüne geçen iktidarın politikalarına karşı sözümüzü söylemek için bir araya geliyoruz.
Özellikle kadınlara yönelik yürütülen istihdam politikalarında otoriter ve muhafazakâr aklın kadın bedenini kontrol eden söylemlerini sürekli olarak üreten iktidara karşı biz tam da bu nedenle taleplerimizi öncekinden daha güçlü haykırmanın gerekli olduğunun farkındayız. Hamile kaldığı için işten atılan, süt izni kullanılmasına izin verilmeyen, kreşleri açmayan, esnek ve güvencesiz çalışmayı tek yol gibi gösteren istihdam politikasında kadınların çok önemli sorunları var.
Toplu İş Sözleşmeleri Sürecinin yaklaştığı ve bugün gerçekleşecek genel kurul toplantısında önümüzdeki 3 yıl görev yapacak olan yeni şube yönetimin seçileceği bu süreçte, TÜM-BEL-SEN' li kadınlar olarak istihdam edildiğimiz ve sendikal mücadele içinde bulunduğumuz alanlarda cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekip, kadınların sendikal işleyiş ve TİS' e dair taleplerinin ayrıca ele alınması gerektiğini önemle ifade ederiz:
-
Kadınların eşitlik temelinde görünür ve temsil edilir olması için sendikanın tüm organlarında yer almalarını sağlayıcı önlemlerin alınması, bu bağlamda sendikanın tüm organları için oluşturulan listelerde kadın adaylara üst sıralarda yer verilmesi,
-
Kadına yönelik her türlü şiddete taviz verilmeyerek, meydana gelmesi halinde tüzüğümüzde yer alan caydırıcı tedbirlerin uygulanması, bu bağlamda işverenlerin kadına yönelik şiddet uygulayan üye ve çalışanların maaşlarından kesinti yapmalarının sağlanması,
-
İşyerlerinde ve tüm alanlarda yaşadığımız mobbing, cinsel taciz uygulamalarına önleyici önlemler alınması
-
Çocuklarımızı güvenle bırakacağımız ücretsiz, sağlıklı kreşler ile oyun ve süt odalarının sağlanması,
-
Ebeveyn izni, doğum ve süt izinleri, hamilelik ve emzirme sürecinde fazla mesai uygulamasının kaldırılması,
-
Bu süreçte sosyal ve özlük haklarımızın kayba uğramaması, kamuda esnek ve taşeron uygulamasına karşı herkesin güvenceli çalışması,
-
Eşit işe eşit ücret ve insanca yaşanmasına olanak veren "yeterli ücret" verilmesi,
-
Kadınların sendikalaşması ve örgütlenmesi önündeki her türlü yasal ve fiili engellerin kaldırılması,
-
8 Mart‘ın resmi tatil olması
konularındaki taleplerimiz kamu emekçisi kadınların her alanda daha fazla görünür olması için olmazsa olmazlarımızdandır.
Kamu emekçisi örgütlü kadınlar olarak, kadın bedeni doğrudan bir objeye indirgeyen ve kamusal alanda kadının görünürlüğünden rahatsızlık duyan erkek egemen zihniyete ve bunun bütün alanlardaki yansımalarına karşıyız. Biz Tüm Bel-Sen’li kadınlar olarak sendikaların da görünmeyen kadın emeğini yok saymamalarını istiyoruz. Cinsiyet eşitliğine ilişkin meselelerin sendikaların genel gündemlerinde yer bulamayıp, yalnızca kadın sekreterliğince veya kadın komisyonu üyelerince ele alınan meseleler haline gelmesinin önüne geçmek gereklidir. Biliyoruz ki, kadınlara özgü politikalar geliştirmeyen sendikaların yaşam şansı bulunmamaktadır.
Bizler farklı görüşlerin zenginlik olduğuna, kadınların dayanışmasının ve ortak bir mücadele yürütmesinin bir temenniden öte zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Barış, emek, demokrasi eşitlik ve özgürlük mücadelesi ile kadın mücadelesinin ayrılmaz bütünlüğüne inanan bütün kadınlarla yaşamın her alanında yan yana olduğumuz sürece başarılı olacağına inanıyoruz. Bunun için erkek egemen politikalara ve örgütsel yapılara karşı çıkıp "İşyerinde, sendikada, sendika yönetimlerinde yer almak, sözümüzü yüksek sesle söylemek, taleplerimizi içinde bulunduğumuz örgütün politikalarına daha fazla yansıtmak istiyoruz.
TÜM KADINLIK HALLERİMİZLE HER YERDEYİZ!
Gün dayanışma günüdür...
Yaşasın Kadın Dayanışması!
