Hata mesajı

Dosya oluşturulamadı.

TALEPLERİMİZİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

BASINA ve KAMUOYUNA (25.03.2014)

30 Mart 2014 Yerel Seçimleri öncesinde ülkemizin dört bir yanındaki adaylar proje yarışına girmişken, Belediye Hizmetlerini üreten yerel yönetim emekçileri olarak söyleyecek sözümüz var…

Gezi Direnişi kentlerin artık yurttaşların iradesini hiçe sayan, onları karar süreçlerinin dışında bırakan yaklaşımlarla yönetilemeyeceğini, bu tür yaklaşımların sonuçsuz kalacağını ortaya koymuştur.

Kentleri bir rant alanı olarak görenlere inat, daha yaşanılabilir bir kent için mücadele eden, parkına, ağacına, suyuna, toprağına ve yaşam tarzına sahip çıkan milyonlar nasıl bir yerel yönetim istiyoruz sorusuna da forumlarda somutlaşan dayanışmacı ve katılımcı iradeyle en doğru cevabı vermiştir.

İşte tam da bu noktada, bizler TÜM BEL-SEN’li emekçiler olarak ülkemizin her yerinde özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve katılımcı yerel yönetimlerin inşa edilmesini savunuyor ve tavrımızı da bu yönde koyuyoruz.

Toplumsal mücadelenin her düzeyde yoğunlaştığı bir süreçte, yaklaşan yerel yönetim seçimlerini bir seçim olmanın ötesinde bütün toplumun geleceğini ilgilendiren bir mücadele alanı olarak görüyoruz. Bu mücadelede çılgın projecilerin, rantçı müteahhitlerin, ayakkabı kutucularının, taşeroncuların karşısında emekten, demokrasiden ve özgürlüklerden yana olanların yanında olacağımızı beyan ediyoruz.

Değerli basın emekçileri, sevgili dostlar,

Elbette böylesi bir dönemde adayların yerel yönetim emekçilerinin sorunlarının tespiti ve önümüzdeki süreçte bunların çözümüne ilişkin düşüncelerini kamuoyuyla şimdiden paylaşmaları da bilhassa önem arz etmektedir.

Günümüz koşullarında yerel yönetimler, yalnızca kişiler ile birlikte anılıyor olsa da yerel yönetim hizmetlerinin bir ekip işi olduğu ve belediye emekçilerinin de bu ekibin değişmez parçaları olduğu açıktır. Belediyelerin, kurumsal bir kimlik oluşturabilmeleri ve bu kurumsal kimliğin her düzlemde saygın bir yer edinmesi, güçlü ve etkili bir ekip çalışması ile mümkündür.

Kamu hizmetlerinin üretilmesinden sunulmasına kadar her aşamada, kentliler ile ilk teması kuran ve hizmetlerin olumlu ya da olumsuz sonuçlarının doğrudan sorumluluğunu taşıyan kamu emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi yerel yönetimlerin kurumsal saygınlığının önemli bir göstergesidir.

Öte yandan, belediyelerde sağlıklı ve verimli bir çalışma ortamının sağlanması, sadece yerel yönetimlerin kentlilere karşı bir sorumluluğu değil, aynı zamanda belediye çalışanlarının da en doğal hakkı ve hizmetlerin layıkıyla yerine getirilebilmesinin de ön koşuludur. Bu nedenle, belediye çalışanların ınbeklentilerinin dinlenmesi, taleplerinin hayata geçirilmesi için somut adımların atılması elzemdir.

Bu noktada, yurttaşların kentlerin yönetimlerini belirleyeceği bir dönemden geçerken hizmetlerin üretiminde yer alan İzmir Büyükşehir Belediyesi emekçileri olarak sendikamız TÜM BEL-SEN ile İBB idaresi arasındaki yaklaşan Toplu İş Sözleşmesi sürecini de dikkate alarak sorun ve taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

  1. Bugün öncelikli olarak İBB ve İBB’ye bağlı kuruluşların çalışanı kamu emekçilerinin en yoğun talebi ulaşım hakkı” ve hakkın somutlaştığı aylık toplu ulaşım kartıdır. Bilindiği üzere, 2011 yılında İBB’ye yönelik gerçekleşen yargı-polis operasyonunu takiben İBB idaresi tarafından yasal zorunluluklar gerekçe gösterilerek toplu ulaşımda kimlik kartlarının kullanımı iptal edilmişti. Belediyenin çalışanlarına ulaşım yardımı yapmasının hukuksal olarak mümkün olmadığı belirtilip Sayıştay’ın kararı doğrultusunda yapıldığı savunulan bu uygulama ile fiilen kullanılan bir hak ortadan kalkmıştı. Bu durum, kamusal ulaşım hizmetini üreten bir kurumda çalışan belediye emekçileri açısından bir mağduriyet yaratmış olmanın yanında emekçilerin kurumsal aidiyetlerini de zedeleyen bir sonuç doğurmuştur.

Bu çerçevede, idare ile Sendikamız TÜM BEL-SEN arasında sorunun çözümüne ilişkin çeşitli görüşmeler gerçekleştirilmiştir. 02.10.2013 tarihinde idare ile, içerisinde çalışanlara ücretsiz ulaşım hakkı veren çeşitli belediyelerden örneklerin, bu uygulamanın hukuksal dayanaklarının ve konuya ilişkin mahkeme kararlarının olduğu bir dosya sunulmuştur. Sayıştay Temyiz Kurulu’nun, Ankara’da belediye çalışanlarının işe geliş gidişlerinde kullanmaları için EGO’dan her ay 60 kontörlük kart verilmesi uygulamasında herhangi bir hazine ve kamu zararı bulunmadığı yönündeki kararının da olduğu bu dosya ile birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesinin çalışanlarına işe geliş gidişlerinde kullanmaları için 90 binişlik kent kart vermesi talep edilmiştir. Sendikamızın kendilerine sunduğu bu dosyayı inceleyeceklerini ve taleplerimize ilişkin kısa sürede cevap vereceklerini belirten Belediye yetkilileri şu ana kadar bu konuda gereken düzenlemeyi halen gerçekleştirmemiş, bu konuda somut herhangi bir adım atmamışlardır.

İşte bu nedenle İBB emekçilerinin ulaşım sorunlarının çözümü hususundaki somut talebini iletmek ve bunun görmezden gelinmemesini sağlamak amacıyla katılımcı bir şekilde topladığımız 2000’e yakın imzayı hâlihazırdaki İBB yönetiminin bilgisine sunuyoruz. Yerel yönetim seçimleri sonrası oluşacak yönetimin de emekçilerin bu iradesini dikkate alması gerektiğini düşünüyoruz. Bir meclis kararı ile çözülebilecek bu soruna verilecek karşılığın emekçilerce kendilerine nasıl bakıldığını gösteren bir ölçü haline geldiğini ifade etmek isteriz. Toplanılan imzalar sorunun çözümü için emekçilerce atılmış bir adımdır ve artık adım atması sırası idarededir.

  1. Ulaşım kartı meselesinin dışında işyerlerinde yaşanan ve Toplu Sözleşme sürecinde ayrıntılarıyla tartışacağımız çeşitli sorunlar ve bunlara ilişkin talepler mevcuttur. Bu kapsamda ilk elden ifade edilebilecek genel sorunlar ve talepler şunlardır:

    •  Tüm işyerleri için geçerli olmak üzere, emekçilerin sağlıklı ve ekonomik koşullarda öğle yemeği ihtiyacının karşılanması için yemekhane hizmetinden yararlanabilmesi veya fiziki nedenlerle bunun sağlanamadığı koşullarda yemek kartı benzeri bir katkı sağlanması,

    • Tüm işyerleri için geçerli olmak üzere, çocuk bakım odası, süt odası, etüt odası ve kreş imkânın sağlanması, hizmet binalarındaki fiziki düzenlemelerin ve oda planlamalarının bunlar dikkate alınarak yapılması,

    • İşyerlerinde çeşitli şekillerde kendisini gösteren, iş barışını ve huzurunu bozan dikey veya yatay psikolojik taciz (mobbing) uygulamalarına karşı gerekli önlemlerin alınması, bunlara karşı kurum içerisinde sendika temsilcisinin de içinde yer alacağı, gelen şikâyetleri değerlendiren ve bu konuda kurumsal bilinci geliştirmeyi hedefleyen “Mobbingle Mücadele Masası” oluşturulması,

    • Bazı birimler içindeki özgün hiyerarşinin ve amir-memur ilişkisinin suiistimale, baskı ve sindirmeye sebebiyet verecek bir ilişkiye dönüşmemesine yönelik önlemlerin alınması,

    • Kalabalık ofislerdeki, kimi dış birimlerdeki, atölyelerdeki ve şantiyelerdeki fiziki çalışma ortamlarının iş sağlığı ve güvenliğini ön plana çıkaran bir tarzda yeniden ele alınması ve riskli alanlarda çalışan personele iş güvenliğini sağlayacak malzemelerin tedarik edilmesi,

    • Uzun süreli hastalıklarda sosyal denge tazminatında kesintiye gidilenlerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve bu hastalıkların toplu sözleşme kapsamı dışında tutulması,

    • Emekli sandığına yansımayan ancak bordroya yansıyan iyileştirme zamları vergi diliminden dolayı yüksek kesintilere neden olmaktadır. Ortaya çıkan bu maddi kaybın giderilmesi,

    • Eğitim, sosyal ve kültürel faaliyette bulunan vardiyalı çalışan personele gerekli kolaylığın sağlanması ve bunların teşviki,

    • Tüm işyerlerinde geçerli olmak üzere, engelli çalışanlar için iş yaşamındaki fiziksel engellerin kaldırılması ve çalışma şartlarının herhangi bir mağduriyet yaşamayacakları şekilde düzenlenmesi,

    • Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının kimseyi mağdur etmeyecek şekilde yapılması, memuriyete geçen sözleşmeli personelin intibaklarına ilişkin süreçlerin ivedilikle tamamlanması, daha önce şirket personeli olarak görev yapan ve şu an yasa çerçevesinde sözleşmeden kadroya alınan personellerin şirketlerden kalan özlük haklarının iadesinin sağlanması,

    • Belediye personelinin ve yakınlarının belediyeye ait sosyal, sanatsal ve kültürel tesislerinden indirimli olarak yararlanmasının sağlanması,

    • Başta güvenlik personelleri olmak üzere tüm belediye emekçilerinin, arazi tazminatı ve fazla mesai konularında mağduriyet yaşamaması için gerekli düzenlemelerin yapılması.

Belediye emekçilerinin, kendilerini demokratik, kamucu ve halkçı bir anlayışın parçası olarak hissedebilmeleri için bahse konu bu asgari taleplerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

  1. Ayrıca tüm bu talep ve sorunların dışında, Zabıta Dairesi Başkanlığında çalışan üyelerimiz ve işyeri temsilcilerimiz, işyerinde sendikal çalışma ve örgütlenme çalışmaları konusunda baskı ve engellemelerle karşılaştıklarını Yönetim Kurulumuza iletmişlerdir. Sendikal tarafsızlıklarını korumaları yönünde idare tarafından tüm birimlere gönderilen genelgeye rağmen bazı amirlerin üyelerimizin örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayıcı bu tür yaklaşımlarının kabul edilemez olduğunu ifade ederiz. Bu tür eylem ve yaklaşımlara idare tarafından gerekli kurum içi önemler alınmalıdır.

Değerli basın emekçileri, sevgili dostlar,

Seçimler ve Toplu Sözleşme süreci bağlamında ele aldığımız tüm bu sorunlar ve taleplerin takipçisi olacağız. Bununla birlikte, taleplerimiz bizim için birer mücadele başlığıdır. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da kazanımlarımız mücadele ile olacaktır. Bunun yolu da emekçilerin birlik olmasından geçer. Tüm emekçileri, bu yolda yan yana ve omuz omuza olmaya, haklarına, geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ!

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!

YAŞASIN TÜM BEL-SEN, YAŞASIN KESK!

 

 

TÜM BEL-SEN 1 NOLU ŞUBE