KRİZİN FATURASINI KRİZİ ÇIKARTANLAR ÖDESİN! YEMEK HAKKIMIZ KRİZDEN ETKİLENMESİN!

En temel tüketin mallarına yapılan fahiş zamlar, biz Belediye emekçilerinin yaşamlarında da ciddi olarak hissedilmeye başlandı. Yıllardır iktidarda olup ülke ekonomisini bu hale getirenlerse yaşanan krizi bir çeşit “doğal afet”, dış mihrakların bir saldırısı gibi göstermeye çalışıyorlar. Önce krizin psikolojik olduğunu savundular, sonra kendilerine savaş açtığını iddia ettikleri ülkelerden danışman tutmaya kalktılar. Önce eleştirenlere hakaretler yağdırıp işler istedikleri gibi gitmeyince de sessiz sedasız çark ettiler.

TÜİK’in açıkladığı Eylül ayı enflasyonu aylık yüzde 6.3; yıllık yüzde 24.52’ye çıkarak, son 16 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Eylül 2017’de 11.2 olan yıllık enflasyonun bir yıl sonra iki kattan fazla artmış olması ve Üretici Fiyatları Endeksi’nin (ÜFE) yüzde 46.15 ile rekor düzeye yükselmesi maaşlarımızdaki erimenin giderek daha da artacağının göstergesidir.

AKP hükümeti iktidara geldiği ilk günden beri biz kamu emekçilerinin iş güvencesi, toplu sözleşme ve sendikal hakları, sosyal denge tazminatı, yemek, servis, kreş vb. gibi hak ve kazanımlarından rahatsız olduğunu gizlememiş, bu alanda birçok hak gaspı yaşatmıştır. Şimdi ise ekonomik krizde de gözünü gene bize ve bizim gibi emeğiyle geçinen kesimlere dikmiştir. İlk iş, İşsizlik Fonu’nun boşaltılması olmuş, yıllarca devasa karlar elde eden şirketlerin her türlü şikâyeti-talebi emir olarak algılanmış ama bizim, ek zam talebimiz, “temel gıda ürünlerine yapılan zamların geri alınması, işten çıkartmaların yasaklanması” gibi taleplerimiz görmezden gelinmektedir.

YEMEKHANEDEN BİR YİYEN PİŞMAN, BİR YİYEMEYEN!

Aynı maaşı alan, aynı kurumda çalışan iki arkadaştan biri öğlen yemeğini kurum yemekhanesinde yiyor. Bir gün kısırdan taş çıkıyor, diğer gün ana öğün gelmiyor. Bir başka gün yemeklerin yanına yaklaşılmıyor. Yemek şirketinin battığı, konkordato ilan ettiği söyleniyor, etli yemek istenip istenmediği ile ilgili akıllara zarar anketler yapılıyor, “ne oluyor?” diye sorunca, “Aman ha! Kriz var, anlayış gösterin. Yoksa bunu da kaybedersiniz…” deniyor.

İki arkadaştan diğerine “sen dış birimsin, sana yemek verecek uygun mekânımız yok” diyorlar. “Burada bir adaletsizlik var, nasıl bir çözüm bulalım?” demiyorlar. “Dış birim”den bir grup arkadaş kendi çabaları ile işyerlerinde yemekhane olarak kullanılabilecek bir yer ayarlıyor ve bu adaletsizliğin ortadan kaldırılabileceğini söyleyerek dilekçe veriyor,  cevap dahi alamıyorlar ve bütün bunlar aynı kurumun çatısı altında yaşanıyor.

KRİZİN FATURASINI ÖDEMEMEK İÇİN ÖRGÜTLENMEYE, MÜCADELEYE!

Arkadaşlar, göz göre haklarımızın gasp edilmesine izin vermeyelim. Kriz bahanesi ile mücadele ile kazanmış olduğumuz ve en temel haklarımızdan olan yemek hakkı gibi haklarımızın tartışılmasına, yok sayılmasına izin vermeyelim.

Sendikamız, krizde eriyen maaşlarımıza ek zam yapılmasını talep etmektedir.

Sendikamız yemek adaletsizliğinin bir an evvel ortadan kaldırılmasını, yemekhanede yaşanan sorunların mazeret üretilmeden çözülmesini talep etmektedir. 

Sendikamız tüm emekçilere eşit, erişilebilir yemek hakkı talep etmeye; tüm arkadaşlarımız yemek hakkından faydalanıncaya kadar talebimizi yüksek sesle dile getirmeye devam etmektedir.

Sendikamız AKP hükümetinin yemek yönetmeliğinde yaptığı düzenlemenin hak gaspı getirdiğini ortaya koymaya, herkes için erişilebilir ve eşit bir yemek hakkı sağlanması için yemek kartı dahil farklı yöntemlerin uygulanması önündeki yasal engellerin kaldırılması gerektiğine işaret etmektedir.

Sendikamız bütün kamu emekçileri için insanca çalışma ve yaşam koşullarının sağlanmasını talep etmektedir.

Sendikamız her arkadaşımızı ekonomik krizi bizlere fatura etmek isteyenlere karşı haklı taleplerimiz etrafında birleşmeye ve mücadele etmeye çağırmaktadır.

YEMEK ADALETSİZLİĞİ SON BULSUN; YEMEKHANEDE YAŞANAN SORUNLAR ÇÖZÜLSÜN!

MAAŞLARIMIZA EK ZAM İSTİYORUZ!

TEMEL TÜKETİM ÜRÜNLERİNE ZAM YAPILMASI YASAKLANSIN!

 

İZMİR  TÜM BEL-SEN I NO’LU ŞUBE

 

 

 

 

 

 

 

Dosya: