GELECEK GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLERİ, KENDİ ELLERİMİZLE KURACAĞIZ. 1 MAYIS'TA MEYDANLARDA OLACAĞIZ

1 Mayıs yaklaşırken ülke çapında her ilde 1 mayıs hazırlıklarından anlaşılan odur ki yine yüz binlerce emekçi olarak “iş güvencesi, barış, adalet ve demokrasi için “alanlarda olacağız.

 Belediye emekçileri olarak işyerlerinde baskı, sürgün ve mobingin arttığı, sendikal örgütlülüğümüze neredeyse her türden belediye yönetimlerinin müdahale ettiği, kayyım belediyelerinin kadın ve çocuk merkezlerini kapatarak üye ve yöneticilerimiz üzerinde baskıları arttırdığı günleri yaşıyoruz. Hala pek çok belediyede ulaşım, yemek, kreş, etüt gibi çözülmeyen onlarca sorunumuz ve çözüme ilişkin taleplerimiz orta yerde duruyor. Açığa almalar ve KHK larla ihraçlar sürüyor, iş güvencemiz OHAL yönetimi altında elimizden alınmak isteniyor.

Bölgemizde ve orta doğuda başta ABD ve müttefiki emperyalist güçlerin yerli temsilcileri ile halklara, emekçilere ve tüm ezilenlere karşı yürüttükleri savaş büyüyerek sürerken, içerde ise “tek adam tek parti yönetimi” nin güçlendirilmesi temelinde OHAL’in yeniden uzatılması, baskıların devam etmesi ve “milli-yerli” propagandası eşliğinde gerici, şoven politikanın sürdürülmesi, bölgedeki emperyalist projeyle iç içe devam ediyor. Oysa bu “milli ve yerli propagandanın” arkasında madenlerimiz, şeker fabrikalarımız, suyumuz, doğamız ve halkımızın emeğiyle oluşturulan tüm değerlerinin sermayeye satılması ve özelleştirilmesi yatmaktadır.

Emekçilere, Yoksulluk ve Güvencesizlik Dayatılıyor;

• Kadrolu-güvenceli istihdam ortadan kaldırılarak, esnek, sözleşmeli, geçici, güvencesiz istihdam yaygınlaştırılıyor.

• Hükümetin rekor büyüme nutuklarına rağmen, bizim ne gelirimiz ne de refahımız artıyor. Aksine açlık sınırında çalışmaya, emekliliğimizde ise sefalete itiliyoruz.

• KDV, ÖTV başta olmak üzere dolaylı vergilerin yükü bizlerin sırtına yıkılıyor. Ödediğimiz vergilere her gün bir yenisi daha ekleniyor.

• Geçmediğimiz köprülerin, hizmet almadığımız şehir hastanelerinin müteahhitlerine, dolar kuru üzerinden verilen hazine garantileri bizim cebimizden çıkıyor.

OHAL’ de Sorunlarımız Katlanarak Artıyor;

Demokrasinin, adaletin, laik bir yaşamın, barışın, kardeşliğin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tamamen ortadan kaldırılmak istendiği, gerici dinci eğitim müfredatıyla çocuklarımızın geleceği karartılmak isteniyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen ve her seferinde uzatılan OHAL düzenin, kimlerin çıkarına, zararına olduğunu hep birlikte gördük. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile Anayasa ve yasalar yok sayılıyor.

Ülkenin her önemli sorunu savaş politikaları devreye sokularak çözümsüzlüğe sürükleniyor. Irk, din mezhep ve siyasi ayrımlar körüklenerek işçiler emekçiler bölünmeye toplum kutuplaştırılmaya çalışılıyor.

Grevler yasaklanıyor, temel insan hakkı olan, anayasa ile güvence altına alınmış ifade özgürlüğümüz yok sayılıyor;

 • Siyasetçiler, gazeteciler, öğrenciler, sendikal mücadele yürütenler tutuklanıyor. Belediyelere Kayyumlar atanarak yada başkanlar görevden alınarak halkın iradesi yok sayılıyor. Gazeteler, Televizyonlar kapatılıyor, kayyumlar atanıyor.

• Kadınlara yönelik şiddet, taciz, çocuk istismarları artarken vatandaşın, facebook, twitter hesaplarına kadar anında inceleyip ceza yağdıranlar, kadınları ve çocukları korumak yerine emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir diyen kadınlara yönelik baskılarını arttırıyor, çocuk istismar yasalarını çıkarıyor.

Çalışanlara, Yoksulluk ve Güvencesizlik Dayatılıyor: Devlet hastaneleri özel hastanelere dönüştürülüyor;

• İşsizlik rakamları hızla büyüyor. İşsizliğin; faturası kadınlara yıkılarak ve kadın sömürüsü artırılıyor. “Tüm taşeron işçilere ayrımsız kadro” sözü verenler, yüz binlerce taşeron işçisini kapsam dışında tutarken, on binlercesini de arşiv kaydı, güvenlik araştırması, sözlü sınav gibi koşullarla işsiz bıraktılar.

OHAL’ de Sorunlarımız Büyüyerek Artıyor;

Hukuk güvenliğinin yok olması, hayatın her alanında gelecek kaygısını arttırıyor, örgütlü ve sistemli bir kötülük yaşam alanlarımızı kuşatmaya devam ediyor ve böylesi bir ülkede emeğin haklarından da söz edilemeyeceğini yaşayarak öğreniyoruz.

 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen OHAL rejimi ile tüm ekonomik-demokratik hak ve özgürlüklerimiz yok ediliyorken, sözde 3 ay sürmeyecek olan ama 2 yıldır devam eden OHAL düzeni baskısı altında tek adam yönetimi, derinleşen ekonomik kriz ve hak gaspları sonucunda kaybettikleri gücün telaşına kapılarak “baskın seçim “ kararı aldılar.

• Kamu kaynakları yandaşa yeni rant yolları açmak için hukuksuzca kullanılmakta

• Varlık fonu ile tek adam rejiminin mali kaynağı oluşturulmak istenmektedir.

Birlikte Olursak Başaracağız!

 Gücünü bizi bölmekten alanların dayattığı sömürü, yoksulluk ve baskıya karşı, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler olarak laik, demokratik bir ülkede eşit, özgür ve kardeşçe yaşamak için, iş, barış, demokrasi için 1 Mayıs’ta birliğe, mücadeleye, dayanışmaya.

Emeğimiz, ülkemiz, geleceğimiz için 1 Mayıs’a!

Sömürüye, Şiddete, Savaşa, Tacize Karşı 1 Mayıs’a

Türkülerimizle ve Halaylarımızla

Kol Kola, Omuz Omuza

HAYDİ, 1 MAYIS’A!

Yaşasın Birlik, Mücadele ve Dayanışma

YAŞASIN 1 MAYIS

Kaynak: http://tumbelsen.org.tr/gelecek-gunesli-guzel-gunleri-kendi-ellerimizle-kuracagiz/