Hata mesajı

Dosya oluşturulamadı.

TÜM BEL SEN GENEL MERKEZ:AKP BELEDİYELERİNDE YAŞANAN MOBİNG, SÜRGÜN VE BASKILAR EMEKÇİLERİ İNTİHARA SÜRÜKLÜYOR

AKP iktidarının sermaye odaklı, rantçı, tekçi ve baskıcı yerel yönetim anlayışının çalışanlara yönelik saldırılarının ardı arkası kesilmiyor.
30 Mart yerel seçimleri ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı büyükşehir yasası ile iyice yoğunlaşan emekçilere yönelik bu baskılar kapsamında aralarında Sendikamız Antalya ve Manisa şube başkanları ve yöneticilerinin, Ankara 1 nolu şube yöneticilerinin de olduğu binlerce yerel yönetim emekçisi sürgüne gönderilmekte, emekliliğe zorlanmakta, mobinge maruz kalmaktadır.

Merkezi iktidarın açık desteği ve onayıyla sürdürülen bu saldırıların en yoğun yaşandığı belediyelerden olan Ankara Büyükşehir Belediyesindeki uygulamalar ise artık emekçilerin hayatına kast edecek düzeye kadar ulaşmıştır.

Ankara Büyükşehir Belediyesini 23 yıldır adeta kendi çiftliği gibi yönetmeye çalışan İ.Melih GÖKÇEK bunu kabul etmeyen belediye emekçilerini her türlü yolla sindirmeye veya belediyeden uzaklaştırmaya çalışıyor.

Bu kapsamda Gezi sürecinde Konfederasyonumuz KESK’in çağrısıyla 4-5 Haziranda katıldıkları grevin ideolojik olduğu gerekçesiyle 14 Belediye emekçisinin işten atılmasının ardından 364 Belediye emekçisi 200 km uzaklıkta şehrin çeşitli noktalarına sürgün edilmişlerdir Ulaşım, çalışma ve barınma, beslenme ve sağlık hizmetlerine ulaşma koşulları olmayan yerlerde sürgün olan bu arkadaşlarımız 8 saatlik mesai için günde 6 saatini can güvenliği olmayan, trafikten men edilmesi gereken araçlarla yolda geçirmek zorunda bırakılmıştır. Bu da yetmezmiş gibi ulaşım sırasında Kesikköprü servisinde silahla tehdit yada Devekovanı’nda müezzin tarafından “kadınlı-erkekli çalışıyorlar”  denilerek halkın kışkırtılmasına, hakaretlere ve iftiraya uğramışlardır.
Yıllardır Ankara halkına hizmet üreten belediye emekçilerini “siz daha tecrübelisiniz” diyerek eğitim, kadro ve yapılan göreve bakmaksızın kilometrelerce öteye sürgün edenler artık canımıza kast ediyorlar. Devekovanı’na sürgün edilip, buradaki müezzinin hedef gösterdiği kadın üyelerimizden biri olan Halime SARAL’a meme kanseri teşhisi konulurken, son olarak da EGO’da çalışan sendikamız üyesi Mehmet Talat PACÇI arkadaşımız kendisine yönelik mobing ve emekliliğe zorlama baskılarına dayanamayıp kendisini 4.kattan atarak hayatına son vermeye teşebbüs etmiştir.

İki ameliyat geçiren ve yaşarsa yeni başka ameliyatlar geçirecek olan arkadaşımızın felç kalma ihtimali yüksektir ve günlerdir Atatürk Hastanesinde yoğun bakımda yatmaktadır. Arkadaşımızı 4.kattan yanında eşi ve çocuğunun gözü önünde atlamaya iten olaylar şöyle gelişmiştir:
Arkadaşımız, Kesikköprü’ye sürgün olmadan önce hiper-tansiyon hastası olduğunu EGO yönetimine bildirmiş olmasına rağmen, kendisine “çok rahatsızsan emekli ol” denilerek sürgün edilmiştir. 16 Temmuz 2014 günü Kesikköprü’de oruçlu olmasının da etkisiyle rahatsızlanarak çimlere uzanan arkadaşımız, adının Furkan Kaya olduğunu söyleyen Büyükşehir Belediyesi çalışanı bir zat tarafından fotoğrafı çekilmiş ve sözlü tehdit sonrasında EGO Teftiş Kuruluna verilmiştir.
25 Temmuz 2014 Cuma günü ifade için Teftiş Kuruluna giden arkadaşımız ifadesinden sonra rahatsızlığını bir kez daha belirtmesine rağmen toplu taşıma ile ulaşımı olmayan Kesikköprü’ye gitmeye zorlanmıştır. Kendi özel ulaşım aracı olmayan ve rahatsızlığı nedeniyle başka şekilde de buraya gidemeyen arkadaşımız, bağlı olduğu EGO Natoyolu 3. Bölge Müdürlüğüne giderek yıllık izin talebinde bulunmuştur. Ancak burada da kendisine, en doğal yasal hakkı olan senelik iznini alabilmek için emekli dilekçesini vermesi gerektiği söylenmiştir. Emekli dilekçesini vermeden senelik iznini alamayacağıyla tehdit edilen arkadaşımız Mehmet Talat PACÇI burada 4 saat baskı görmüş ve elinden zorla emekli dilekçesi alınmıştır.
Mehmet arkadaşımız, zaten uzun zamandır belediye yönetimi tarafından maruz bırakıldığı ayrımcı-baskı-tehdit ve sürgün içeren uygulamaların yarattığı psikolojik baskıya, emekli olması halinde oğlunun üniversite masraflarını ve ailesinin geçimini sağlayamayacağı kaygısı da eklenince travma yaşamış ve 4 Ağustos günü oturduğu evin 4.kattaki balkonunda eşinin ve oğlunun gözü önünde kendini atmıştır. Emekliye ayrıldığında çocuğunun üniversite masraflarını ve geçimini nasıl sürdüreceği kaygısıyla hayatına son vermek isteyen arkadaşımızın oğlu da yaşadığı bu olay üstüne üzüntüsünden kolunu duvara vurarak kırmıştır.
Sürekli sürgün, baskı ve tehdit altındaki belediye emekçileri sürgün oldukları bölgelerde sürekli bir mobing altındadır. Yaptığı işin ne olduğu belli olmayan ve arkadaşlarımızın sorumlusu konumunda bulunmayan, bazıları farklı kurumlarda işçi statüsünde çalışıyor görünen A takımından birileri; arkadaşlarımızı Ankara Büyükşehir Belediyesi adına tehdit etmektedir. Zaten zor olan ülkemizdeki geçim kaygısının yarattığı psikolojik baskı, bu türden insan onuruna aykırı uygulamalarla iyice ağırlaşmakta, artık emekçilerin hayatlarını dahi tehdit eder hale gelmektedir.
Bu nedenle kendisine kanser teşhisi konulan Bağdat SARAL arkadaşımızın ve intihar ederek şimdi yoğun bakımda yaşama mücadelesi veren Mehmet Talat PACÇI arkadaşımızın yaşadığı bu durumun sorumlusu; başta İ.Melih Gökçek olmak üzere Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ülke genelinde böylesi tekçi-baskıcı yönetim anlayışlarına destek veren AKP hükümetidir.
Çünkü, Antalya’dan Manisa’ya, Ankara’dan İstanbul’a kadar,  aralarında Sendikamız şube başkanları, şube yöneticileri ve temsilcilerinin de olduğu binlerce yerel yönetim emekçisini yıllardır çalıştıkları kurumlardan, yaşadıkları yerlerden kilometrelerce uzak yerlere sürgün ede; kendi yandaş kadrolaşmalarına yer açmak ve sendikal mücadeleyi engellemek için emekçileri emekliliğe zorlayan; haklarında asılsız iddialarla disiplin soruşturmaları açıp, hukuksuz bir şekilde işten atmaya varan cezalar vererek emekçilerin yaşam hakkını dahi tehdit edenler; AKP iktidarının teşvik ve desteğini arkasına alan Melih Gökçek gibi belediye başkanları ve yöneticileridir.
Uyguladığı baskı ve saldırılarla Halime SARAL ve Mehmet Talat PACÇI arkadaşlarımızın yaşam haklarını tehdit etmesi nedeniyle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve buna destek veren hükümet yetkileri hakkında suç duyurusunda bulunuyor, ülke genelinde emekçilerin hayatlarına mal olabilecek mobing, sürgün ve baskıların bir an önce sona ermesi için yetkililer göreve çağırıyoruz.

YEREL YÖNETİM İŞKOLUNDA
SÜRGÜNLER, BASKILAR SON BULSUN, MOBİNG SONA ERSİN

YENİ SÜRGÜNLERE NEDEN OLACAK
TORBA YASA GERİ ÇEKİLSİN