Hata mesajı

Dosya oluşturulamadı.

KESİNTİ ARTIŞINA NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?

Yaklaşık 18 ay, yani 1,5 yıldır Türkiye OHAL ile yönetilmekte.

Bu 18 ayda 30 tane Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayınlandı, 115.000’e yakın kamu çalışanı ihraç edildi. Açığa alınanlarla bu rakam 130.000’e dayanmış vaziyette.

Yüzü aşkın belediyeye kayyum atandı. Bırakalım kendisine muhalif gördüğü partilerin belediyelerini, AKP iktidarı kendi belediye başkanlarına dahi el çektirdi. Bu konuda son gelişme bir dizi CHP’li belediyeye müfettişler gönderilmesi ve İçişleri Bakanlığı eliyle seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden azledilmesi oldu.

KESK ne demişti?

KESK başından beri, 20 Temmuz 2016 tarihinden bu yana ilan edilen OHAL’in işçilerin-emekçilerin daha fazla baskı altına alınıp, susturulması için çıkarıldığını örgütlü olduğu her alanda haykıran yegâne konfederasyon oldu. OHAL’in saray rejimi ve sermayeye hizmet ettiğini her fırsatta eylemli-faaliyetli biçimde dile getirdik.

KESK; Türkiye’de KHK’larla tek bir kamu emekçisinin/çalışanının işten atılmasının dahi tüm kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırdığını söyledi.

KESK; tek bir belediyeye kayyum atanması halinde tüm yerel yönetimlerin tehdit altında, halkın tümünün iradesinin tehlike altında olacağını söyledi.

Ve tüm bu süreçte bağlı sendikaları ile bu OHAL-KHK-Kayyum rejimine direnme, örgütlü mücadeleyi sürdürme gayreti gösteren tek konfederasyon KESK oldu.

İhraç edilen kamu emekçileri ile dayanışmayı örgütleyen KESK oldu. Bunun için KESK’e bağlı sendikaların üyeleri bu dönemde üye aidatlarının iki katına çıkarılması pahasına bir özveri göstermeyi kabul ettiler. Saray fermanları ile işten çıkarılan, ekmekleri ile oynanan arkadaşlarını yalnız, kimsesiz bırakmamaya çalıştılar.

Kendi üyeleri ile maddi ve hukuki bir dayanışma örmeye çalışmasının yanı sıra KESK sürecin mağduru diğer tüm kesimlerle, üyesi olsun olmasın tüm kamu emekçileri bir biçimde dayanışma örmeye çalışan tek konfederasyon oldu.

Sendikamız Tüm Bel-Sen ne yaptı?

Kamuda ihraç edilen 110.000’i aşkın kamu emekçisinden 4.237’si KESK’li iken, bu 4.237 kişiden 1.156’sı Tüm Bel-Sen’li. Sendikamız tüm Türkiye’de ihraçlara karşı bir mücadele hattı oluşturmaya, kimseyi geride bırakmamaya çalıştı. Bu süreçte elindeki mali olanaklar çerçevesinde işinden edilmiş, ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen yüzlerce yerel yönetim kamu emekçisine, düzenli hale getirilmeye çalışılan biçimde, maddi bir dayanışma gösterildi. Mali imkânları arttırabilmek için dayanışma etkinlikleri düzenlendi ve gelirleri ihraç edilen, evine ekmek götüremeyen arkadaşlarımıza aktarıldı.

Şubemiz de 14 Temmuz’daki ihraç saldırısına karşı eylemli bir karşı koyuş sergileyerek KHK’ların hükümsüz olduğunu göstermeye çalıştı. Bizim üyemiz olsun olmasın KHK’larla karşılaşan belediye emekçileri ile maddi-hukuki bir dayanışma sergiledi.

Gelinen noktada gerek ihraçların sayısının artması gerekse sendikamızın mali olanaklarının bu çaba için yetersiz kalması nedeniyle üyelerimizin KESK’e bağlı diğer sendikaların üyelerinin gösterdiği gibi özveriye ihtiyacımız var.

Sendikamız Mayıs ayında yaptığı Genel Kurul ile %1 olan üye aidat kesintilerini %2’ye çıkarma kararı almış olup, bu karar Ocak ayı itibari ile hayata geçecektir.

Kurtuluş Yok Tek Başına; Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!” ne demekti?

Görünen o ki, KHK’lara karşı; kamu emekçilerinin iş güvencesinin korunması ve hatta yeniden kazanılması mücadelesi KESK’in, KESK’lilerin; yerel yönetimlerde Tüm Bel-Sen’in ve üyelerimizin sırtındadır.

Diğer hiçbir sendika ve konfederasyon, bu konuda esasa dair anlamlı bir şey yapmamış, ses dahi çıkarmamıştır. Belli ki “Susma; Sustukça Sıra Sana Gelecek!” sloganı onlar için arkasında durulacak bir şiar değil, bir tekerlemedir.

Sendikamız üyelerinin ve yerel yönetimlerdeki tüm kamu emekçilerinin hak ettikleri insanca yaşam koşulları, onurlu biçimde yaşamamıza yetecek bir ücret ve her türlü hak için verilen her mücadelenin öncüsü olmuştur. Sahip olduğumuz, bugün budanmaya, gasp edilmeye çalışılan her türlü hak ve kazanımda KESK’in ve Tüm Bel-Sen’nin imzası, izi vardır. Sendika üyesi olabilmemizden faydalandığımız toplu sözleşmelere, bunlar KESK’in açtığı yolda yürüyenlerin mücadelesinin eseridir.

Ne yapmalı?

Bugün çağrımız sadece üyelerimize değil, yerel yönetim alanında çalışan tüm kamu emekçilerinedir. İş güvencesini savunmak, korumak isteyen kamu emekçileri sendikamızda yerlerini almalıdır.

Baskı koşullarında kafasını kuma gömen, toplu sözleşme masalarında işverenleri memnun etmekten başka işlevi olmayan sarı sendikalardan bunalanların yeri yanımızdır.

KHK’larla kayyumlarla tüm topluma diz çöktürmeye çalışanlara gür bir biçimde “HAYIR!” demek isteyenler sendikamızda örgütlenmelidir.

KHK’larla ihraç edilen, açlıkla terbiye edilmek istenen kamu emekçilerine sahip çıkma derdi olanlar, ekmeksiz bırakılmak istenen binlerce kamu emekçisi ile ekmeğini paylaşmak isteyenler bize ellerini uzatmalıdır.

“Kurtuluş Yok Tek Başına; Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!” diyenlerin, kendinden başkalarını da dert edinenlerin, kimseyi geride bırakmama, birlikte direnme basireti gösterecek olanların adresi Tüm Bel-Sen’dir.

Bugün bu zor şartlar altında ekmeğini bölüp ihraç edilen arkadaşına uzatanlar tarihte ve hafızalarda yerini böyle alacak; kafasını çeviren, yanı başında insanların ekmeğine kan doğranırken hiçbir şey yokmuş gibi davranan, daha kötüsü ellerini ovuşturanlar başka türlü anımsanacaktır.

Çağrımız kime?

Çağrımız Büyükşehir, bağlı kuruluşları ve ilçe belediyelerindeki tüm emekçileredir.

Ellerinizi, size kimseye el açtırmamak üzere mücadele edenlere uzatınız.

Saray rejimi KHK’larla tüm emekçilere ve topluma bir mesaj vermek istiyorsa;

Tüm Bel-Sen’de örgütlenerek, hatta sendikamızı yetkiye taşıyarak tam tersi bir mesajı, sarayın kapıkulu olmayacağımız mesajını hep birlikte verelim.

Çağrımız sizedir!

 

Tüm Bel-Sen I No’lu Şube Yürütme Kurulu