İZSU MEMURLARININ DİKKATİNE
İZSU Genel Müdürlüğü’nün 2007, 2008, 2009 yılı hesaplarının Sayıştay Denetçilerince incelenmesi neticesinde, İZSU memurlarına ödenen ikramiyelere taban ve kıdem aylığının dâhil edildiği gerekçesiyle Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından tazmin kararı verilmiştir.
Bu bağlamda bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak ve konuyla ilgili doğrudan bilgi vermek amacıyla 07.11.2014 Cuma günü İBB Çetin EMEÇ toplantı salonunda herkese açık bir toplantı düzenledik. Sendika avukatımızın katıldığı bu toplantıda, hukuki süreç ile ilgili çeşitli açıklamalar yapılarak konu tüm boyutlarıyla tartışılmıştı. Ancak, bu toplantıya çeşitli gerekçelerle katılamayan arkadaşlarımızın bulunması ve bir kısım arkadaşlarımızın da bilgi eksikliği yaşaması nedeniyle sendikamızca aşağıda belirtmeye çalıştığımız açıklamaları yapma ihtiyacı duyduk:
Öncelikle Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından verilen tazmin kararının birincil sorumlusu, ikramiyeleri alan memurlar değildir. Sayıştay İlamında sorumlu olarak gösterilen ve adına hüküm kurulan kişiler (harcama yetkilileri vs.) esas olarak sorumludur. Size gönderilen ödeme evrakları aslında bir çeşit rücu işlemidir. Yanlış hesaplandığı için fazla ödendiği söylenen ikramiyelerin ödendiği tarihten itibaren 60 gün içinde istenmesi gerekmektedir. Çok sayıda yargı kararı ile de sabit olduğu üzere 60 günlük süre geçtikten sonra istenmesi mümkün değildir. Fakat bu olayda pek çok üyemiz, kendi aldıkları ikramiyelerin sırf ödeme evraklarına imza attılar diye Sayıştay İlamı’nda ismi geçen kişilerce ödenmesini etik olarak doğru bulmadıkları için sulhe davet yazısını kabul etmek seçeneğini kullanmaktadırlar. Ancak hiçbir memur sulh davetini kabul etmek zorunda değildir. Bu nedenle yalnızca vicdani olarak harcama yetkililerini zor durumda bırakmak istemeyen memurlara idarenin dilekçelerin imzalanması konusunda baskı yapması kabul edilebilir değildir. Bu bilgiler ışığında üyelerimizin kullanabileceği seçenekler şunlardır:
-
Rızaen ve sulh yoluyla ödemeyi kabul eden memurlar idarenin hazırladığı matbu dilekçeyi imzalayabilirler. İmzalarken dilekçenin altına “Tarafıma Sayıştay İlamı tebliğ edilmemiştir. Yalnızca … tarih ve … imzalı yazı … tarihinde verilmiştir. Borcu kabul anlamına gelmemek ve yasal dava/itiraz haklarım saklı kalmak kaydıyla peşin/… taksitle tahsili hususunda gereğini bilgilerinize arz ederim.” Şeklinde şerh düşebilirler. Bu şerh, sonradan Sayıştay İlamının aksine bir yargı kararı alınması halinde yapılacak başvuruların önünü kapatmamak için konulmaktadır. Fakat esas olarak Dilekçeyi şerhli ya da şerhsiz olarak imzalayacak memurlar, dava açma haklarını kullanamayacaklardır. Muvafakat verdikleri için bir süre sonra maaşlarından kesinti yapılmaya başlanacaktır. Çünkü dilekçeyi imzalayan memurlar sulh olmayı ve dolayısıyla kendilerine bildirilmiş olan borcu kabul etmiş olacaklardır. Fakat daha sonradan mevcut Sayıştay İlamı’nın karar düzeltme yoluyla bozulması veya dilekçe imzalamayan memurlarca açılacak (idari/adli) davalarda Sayıştay İlamı’nın aksine ikramiye ödemelerinin usule uygun yapıldığı yönünde kararlar alınabilirse o zaman idareye başvurarak kendilerinden yapılan kesintilerin iadesini isteyebilecek ve bunun reddi halinde adli yargıda kurum aleyhine alacak davası açabileceklerdir. Böyle bir aşamaya gelinebilirse konulan şerhler, daha en baştan borcun kabul edilmediği ancak ödenmek zorunda kalındığını göstermek için kullanılacaktır.
-
İdarenin sunduğu matbu muvafakatnameyi imzalamayan ve ödeme yapmayı kabul etmeyen memurların ise iki seçeneği mevcuttur:
-
İdare tarafından kendilerine gönderilen sulhe davet yazıları aleyhine, yazının kendilerine tebliğinden itibaren 60 gün içinde idari dava açabilir ve iptalini isteyebilirler. Bu yöntem nispeten risklidir. Zira sulhe davet yazısının idari dava konusu yapılıp yapılamayacağına dair çelişkili Danıştay kararları mevcuttur. Fakat bu seçeneğin kullanılması önemlidir çünkü mevcut Sayıştay İlamının tazmin konusu ettiği ikramiyelerin doğru hesaplandığı hususunda en baştan idari yargıda karar alınabilirse bu herkes için bağlayıcı olacaktır.
-
60 günlük süre içinde idari dava açmayanlar ise idarenin kendilerine icra takibi açmasını bekleyeceklerdir. İdare ilamsız icra yoluyla hakkınızda bir icra takibi başlatacak ve size ödeme emri gönderecektir. Ödeme emrinin tarafınıza tebliğinden itibaren 7 gün içinde İcra dosyasına itiraz etmeniz gereklidir. İtiraz üzerine takip durur. İtiraz üzerine idarenin, itirazın iptali için genel mahkemelerde dava açması gerekir. Bu davada da yine hem ikramiye ödemelerinin doğru hesaplandığını hem de memura sehven fazladan yapılan ödemenin 60 günlük süre geçtikten sonra istenemeyeceğini tartışabilirsiniz. İcra takibine 7 günlük itiraz süresini kaçırırsanız takip kesinleşir ve borç tahsil edilebilir hale gelir. Bu durumda icra dosyası aracılığı ile haciz işlemleri yapılabilir. Ancak bu durumda siz de menfi tespit davası açıp borçlu olmadığınızın tespitini isteyebilirsiniz.
-
-
Her koşulda dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
-
Muvafakatiniz yoksa hakkınızda icra takibi yapılmadan ve icra takibi kesinleşmeden maaşınızdan direk kesinti yapılamaz. Böyle bir durumda vakit geçirmeden sendikanıza başvurunuz. Kesinti tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresini kaçırmayınız.
-
Açılan davalar, yalnızca dava açan memur şahsında sonuç doğurur. Alınacak olumlu kararlar emsal olarak kullanılsa da bir kişinin alacağı olumlu sonuç herkesi etkilemez. Herkesin ayrıca başvuruda bulunması ve dava açması gerekecektir. Ayrıca adli/idari yargıda mevcut Sayıştay İlamı’nın içeriğini tartışan ve ikramiyelerin doğru hesaplanarak ödendiğini tespit eden (yani konuyu esastan inceleyen) kararlar alınamaz da yalnızca 60 günlük süre geçtikten sonra memura rücu edilemeyeceğine ilişkin (yani konuyu usulden inceleyen) kararlar alınırsa, borcu ve sulhe daveti kabul ederek muvafakatnameleri (yani idarenin verdiği matbu dilekçeleri) imzalayarak dava açma hakkını kullanmayanların sonradan kesintilerin iadesi için başvurmaları da mümkün olamayacaktır.
-
Açılacak davaların aleyhte (olumsuz) sonuçlanması halinde mevcut borcun üzerine faiz, icra takip ve dava masrafları ile karşı vekalet ücretleri eklenecek bu miktar dava açan kişiden tahsil edilecektir.
-
Meselenin özünü oluşturan Sayıştay kararının esastan görüşülmesini sağlamak için; harcama yetkililerinin kendilerine gönderilen ödeme istemlerine karşı dava açması büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle her memur kendi birimindeki Sayıştay İlamında hakkında hüküm kurulmuş olan harcama yetkilisine bu konunun önemini anlatmalıdır.
-
İdarenin, sizlere gönderdiği sulhe davet yazılarına bir an önce cevap vermeniz ve dilekçeleri imzalamak zorunda olduğunuza dair basıncına itibar etmeyiniz. İdarenin gönderdiği sulhe davet yazıları Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte belirtilen usule uygun olarak hazırlanmamıştır. Size verdikleri ve kendi hazırladıkları matbu dilekçeleri imzalamak zorunda dahi değilsiniz. Düşünme süresine ihtiyacınız olacaktır. Yalnızca vicdanen harcama yetkililerini kişisel olarak zor duruma düşürmek istemediğiniz için bu kesintilere muvafakat ettiğinizi ve Sayıştay İlamında esas sorumlu olarak gösterilmediğinizi unutmayınız.
-
Hiçbir arkadaşımızın zarar görmesini istemediğimiz ve maksatlı-maksatsız dedikodulara mahal verilmemesi için, yukarıdaki açıklamaları yapma zarureti doğmuştur.
TÜM BEL-SEN olarak konunun takipçisi olacağımızı tüm arkadaşlarımıza bildirir, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
TÜM BEL-SEN İZMİR 1 NOLU ŞUBE
