İhraç Edilen Emekçiler Konuşuyor Yazı Dizisi 9: “…Korku sarmalının panzehiri cesaret.”

14 Temmuz 2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 692 sayılı KHK ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden çalıştığı görevinden ihraç edilen Uğur Tepe  ile yapılan röpörtaj aşağıda yer almaktadır.

 

 

Merhabalar. Adım Uğur Tepe 2012 yılından ihraç edildiğimiz 14 Temmuz 2017 tarihine kadar İ.B.B. İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde çalıştım. Ki bu işe başlama sürecimiz de yine çetrefilli bir süreç sonunda olmuştu. İşe alım listesi açıklanmış fakat sonrasında alımımız İ.B.B. tarafından durdurulmuştu. O dönemde kesin olarak “memur” statüsünde işe başlama sürecimiz yine dönemin AKP hükümetinin çıkardığı –geçici- kanun ile olmuştu. Bugün de AKP hükümetinin yine hükmü kanun olan bir karar-namesi ile ihraç edilmiş oldum.

İşin bu enteresan tarafı bir yana bunu yaşamamızın çeşitli sebepleri olduğu muhakkak. Evvela hasbel kader toplumsal muhalefetin kıyısında köşesinde bir yerinde konumlanmış olmamız; hak, eşitlik, adalet mücadelesi yürütüyor olmamızdır. Bu her dönem muktedirlerin yok etmeyi hedeflediği bir durumdur. Sonra bu ülkede adalet ve kurumlarının dibe vuruşundandır. En nihayetinde de bizlerin bu sömürüye haksızlıklara ve adaletsizliğe karşı yeterli karşı duruşu gösteremememizden kaynaklıdır.

İktidar KHK-ihraç mekanizmasıyla birlikte yarattığı tüm bu baskı ve haksızlık tablosuyla devasal bir hortum yarattı. Ve döne döne çarpıp yıkarak kendilerinin içinde sıkıştıkları dar boğazdan kurtulma hedefindeler. Ki bu ihraçlar ile bir taraftan yıkıp savururken; diğer taraftan yandaş gördükleri kesime de “bakın iktidarın nimetlerini size açıyorum” mesajı verilmektedir. İtiraz edene ise “kafanı kaldırırsan seni de yutarım” denilmektedir. Bu da önemli oranda endişeye ve korkuya sebep olabilmektedir. Fakat şunun iyi anlaşılması gerekir, bizler bugün tepeden inme bir KHK ile ihraç edilmiş olabiliriz. Ama bu sürece karşı güçlü bir karşı koyuş sergileyemezsek. Bunun devam 657 nolu kanunun kazanımlarının dahi ortadan kaldırılmasıdır. İş güvencesinin giderek daha fazla tahrip edilmesi ve nihayetinde KHK’lere dahi ihtiyaç duymadan çok daha kolay işimizden olmamızdır. O yüzden bu korku sarmalının panzehirini yani cesaret, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmeliyiz.

Dün olduğu gibi bugün de bizim nazarımızda onların hükümleri, kararnameleri hükümsüzdür. Benim için esas olan birlikte çalıştığım beraber değer ürettiğim emekçilerin, arkadaşlarımın, dostlarımın, sevdiklerimin hükmüdür. Nasıl ki daha önceki zorlu süreçleri dayanışma, direnç ve sevgi ile geride bıraktıysak; bugünleri de dayanışma mücadele ve sevgi ile aşacağız. Kendi adıma bunların çok kıymetli örneklerini yaşadığımı belirtmeliyim. Bu anlamda sendikamızın, sendikadaki dostlarımızın bu dönemlerde eşine az rastlanır bir desteği dayanışma sergilediler. Biz de bu ruh ve enerji ile mücadeleye devam diyoruz. Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!