İhraç Edilen Emekçiler Konuşuyor Yazı Dizisi 5: "Zulüm ile abat olanın akıbeti berbat olur."
22 Kasım 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 677 sayılı KHK ile Balçova Belediyesi'nde çalıştığı görevinden ihraç edilen Nihat FİLİZ ile yapılan röpörtaj aşağıda yer almaktadır.
Öncelikle kişisel durumunuzdan ve ihraç sürecinin sizi ve ailenizi nasıl etkilediğinden biraz bahsedebilir misin?
Adım Nihat Filiz. On yılı Balçova Belediyesi’nde uzman kadrosunda olmak üzere, toplam 28 yıllık belediye emekçisiyim. 22 Kasım 2016 tarihinde 677 sayılı KHK ile ihraç edildim. Her ailenin rutin olarak yaşadığı gündelik yaşam kaygıları içinde kurulu bir düzenimiz vardı. Eşimle birlikte sendikaların kuruluşundan itibaren içinde olan, hasbelkader şube başkanlığı ve yönetimlerinde bulunmuş, örgütlü yaşam ve mücadeleyi esas alan insanlardık. Mülkiyet ilişkilerine önem vermemiş, mülk ve para ilişkisini yaşamımızın devamı için bir araç olarak görmüştük.
Fakat hayat öylesine hızlı akmış, yıllar öyle çabuk geçmiş ki, hiç farkında olmadan iki oğlumuz büyümüş biz ise emekliliğe merdiven dayamış, yaşlanmaya başlamışız bile. Emekli olursak hiç değilse kiradan kurtuluruz diye benim maaşımı çektiğimiz konut kredisine ipotek ettik. Eşim Sevim'in emekli maaşı ile de geçiniriz diye plan yapmıştık. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Bizi on yıllık kredi ile kendine köle gibi bağlayan devlet, bir de üstüne üstlük bir gece yarısı KHK ile beş parasız, onca yıllık kamu hizmetimizi yok sayarak kamu alanından ihraç etti. Aylık 3.000 TL olan konut kredisini ödeyemiyorduk. Evi satıp krediyi kapatmak istiyorduk. İlk beş ay konut kredimizi aile yakınlarımız ödedi. Daha sonra eşim Sevim'in Abisi, ablası, yeğenleri ve ablam kendi aralarında 100 bin TL topladı. Bankaya ara ödeme yaparak konut kredimizi 3.000 TL'den 1.300 TL'ye çekerek müthiş bir ekonomik rahatlık sağladık. Son durumumuz şu durumda. Deniz KPSS' ye hazırlanacak işi bırakabilir. Barış dershaneye başladı aylık ciddi bir rakamı dershaneye ödüyoruz. Kısacası yaşam zor, ayakta durmak gerek.
Genel olarak KHK ve ihraçlara ve sendikanızın bu süreçteki tutumuna dair neler söylersin?
Öncelikle şunun altını kalın çizgilerle çizelim KESK, sizin birlikte yürüdüğünüz, birlikte ıslandığınız, “ne istediler de vermedik” dediğiniz, birlikte parsel parsel götürdüğünüz, iktidar savaşınızda yüzlerce insanın ölmesine, binlerce insanın yaralanmasına vesile olduğunuz o darbeci "FETÖ" örgütüne benzemez. AKP faşizmi bütün topluma korkaklığı, yılgınlığı bulaştırmak istiyor. Korkmuyoruz, yılmıyoruz. Biz de KESK olarak korku saldığınız bu topluma, cesareti, mücadeleyi, bulaştıracağız. Geçecek bu açık faşizm ve zorba günler. Ne demişler "zulüm ile abat olanın akıbeti berbat olur". Öyle bir zaman gelecek ki, Allah da, millet de affetmeyecek. Eninde sonunda bu ülkede barış, demokrasi ve özgürlükler egemen olacak ve hukuk içinde ülkeyi bu hale getirenlerden mutlaka hesap sorulacak.
Bizim arkadaşlarımız açığa alınmış, işten el çektirilmiş, ihraç edilmiş olabilir ancak bizim mücadelemiz bir adım bile geriye gitmeyecek. İşten el çektirmelerle ıslah edilmeye çalışılan emekçiler bu ıslahı daha büyük örgütlenmelerle geri püskürtecektir. Asla diz çökmeyiz son kişi kalsak bile o kişinin etrafında yeniden örgütlenir, küllerimizden doğar karşınızda dikiliriz. Siz o görevleri arkadaşlarımıza lütuf etmediniz. Biz emekçi çocukları olarak oralara dişimizle tırnağımızla geldik.
Bir arkadaş ile ihraçlar üzerine sohbet ederken şöyle demişti. " Darbe girişimi sonrası OHAL ilan edilip İhraçlar başlayınca sendikalar bitti." Hayır, bizim sendikalarımız ve KESK ayakta. Bütün toplumun üzerine deli gömleğinin giydirildiği, baskı ve korku ikliminin hâkim kılındığı ve akıl tutulmasının yaşandığı bu dönemde KESK eksikliklerine rağmen OHAL rejimine teslim olmayan tek sendikadır. Geçecek bu karanlık günler. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız ve işimize geri döneceğiz.
