İhraç Edilen Emekçiler Konuşuyor Yazı Dizisi 1: Dayanışma Büyüyecek, KHK’lar Gidecek!

14 Temmuz 2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 692 sayılı KHK İle farklı sendikalara mensup, Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinden haksız bir şekilde ihraç edilen yerel yönetim emekçilerinin röpörtajlarından oluşan bültendeki yazılar günlük olarak sitemizde yayınlanacaktır. Çalışma arkadaşlarımızı, yoksulluğa ve karanlığa mahkum edenlere karşı asla yalnız bırakmayacağız.

Kormuyoruz, Susmuyoruz, Gitmiyoruz!

 

 

Hepimizin iliklerimize kadar hissettiğimiz yoğun bir baskı dönemini yaşıyoruz. Mevcut iktidar darbe ürünü 12 Eylül Anayasası’nın en pespaye kurumları olan OHAL’e Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) can havliyle sarılmış vaziyette. Bunlar olmaksızın yönetemiyor.

Yalanın, talanın, sömürünün, baskının gizlenemediği bu koşullarda en ağır faturayı yoksullar, her kesimden emekçiler ödüyor. Kamu emekçileri ise OHAL ilanından bu yana işleri, ekmekleri ile tehdit ediliyor. İş güvencesi KHK’larla fiilen ortadan kaldırılmış durumda.

15 Temmuz’dan bu yana ihraç edilen kamu çalışanı sayısı; 110.827. Tüm bu ihraç rakamı içerisinde işinden edilen KESK’lilerin sayısı ise 4.099. Yani toplam ihraçların %3,6’sı KESK’e bağlı sendikalara mensup kamu emekçileridir. Buna rağmen ihraçlar KESK ile “anılıyor”. Çünkü ses çıkaran tek sendika, tek konfederasyon var; KESK!

İş güvencesinin ortadan kaldırıldığı bu koşullarda on binlerce üyesi ihraç edilen “sendikalar” sessiz sedasız, hiçbir şey olmamış gibi davranmaya, ölü taklidi yapmaya devam ederken kamu emekçilerinin iş güvencesini dert edinen tek bir konfederasyon var; KESK!

İktidar KHK’larla kamu emekçilerine “kimse sesini çıkarmasın, sizi açlığa mahkûm ederim” mesajı vermek istiyor. Herhangi bir yargı kararı dahi olmaksızın, sorgusuz sualsiz on binlerce insan işinden ediliyor. Tüm hakları gasp ediliyor. Buna rağmen iktidar kamuda giriştiği tasfiyeyle istediği hedeflere erişemiyor. Daha fazla kriz yaratmaktan başka bir sonuç elde edemiyor.

Ne Yapmalı?

Bugün tüm bu baskı aygıtı korku ve yalanla ayakta durabiliyor. Peki, tüm bu haksızlıklara direnmenin bir yolu yok mu? Elbette var. Direnenler de var…

İktidar geniş kitleleri “az ve güçsüz” olduklarına inandırmış vaziyette. İktidarın “gör dediği” bu baskılara direnilemeyeceğidir. Oysa gerçek bu değil! Ne azız, ne de güçsüz. Üstelik iktidarın her adımında karşısına KESK’li kamu emekçileri, işçiler, kadınlar, her kesimden ezilenler dikilmeye devam ediyor. KESK, DİSK, TMMOB düzenli olarak hedefte çünkü varlıkları bile bu oyunu bozuyor. O halde sendikalarımızın, meslek odalarımızın, demokratik kitle örgütlerimizin etrafında kenetlenmeliyiz. Eksiğimizin “az yahut güçsüz” olmak değil, yeteri kadar örgütlü olmamak olduğunu görmeliyiz.

İktidar gemisini korku ile yüzdürebiliyor. O halde korkuyu dayanışmayla dağıtmalıyız. KHK’lar/ihraçlarla iktidar kamu emekçilerinin bir kısmının çocuklarını yoksulluğa ve geleceksizliğe mahkûm etmeye çalışırken buna karşı yapılacak şey bu amaçlananı boşa düşürmektir. Saray fermanları ile işlerinden atılan kamu emekçilerine sahip çıkmaktır. Ancak bunu dert edinenler korkuyu yenebilir. “Arkadaşlarımızı kimseye muhtaç etmedik, çocuklarına el açtırmadık, onları yalnız bırakmadık” deme basireti gösterenler geleceğe güvenle bakabilir. Çünkü büyüttüğü dayanışma kendisi bir haksızlığa maruz kaldığında onun da imdadına yetişecektir.

KESK kendine bağlı sendikalarla, kendi üyesi olsun olmasın, ferman kabilinden KHK’larla işten atılmış, kapısını çalan tüm emekçilerle hukuki ve maddi bir dayanışmayı önüne koyan tek konfederasyon oldu. Bu koşullarda sokağa çıkmak bir yana tek bir itiraz dahi etmeyen her renkten, irili ufaklı sendikalar ve konfederasyonlar ise bir sendika hüviyeti taşımadıklarını tekrar kanıtlamış oldular. KESK bünyesindeki pek çok sendika, üyelerine sahip çıkmak ve maddi bir dayanışma sergilemek için üye aidatlarını iki katına çıkarmak gibi tedbirlere dahi başvurdu. Diğer konfederasyonların/sendikaların böyle tedbirlere başvurmasına gerek hiç olmadı, çünkü onların dayanışma gibi bir dertleri hiç olmadı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Emekçileri Ne Yaptı?

14 Temmuz’da çıkan 692 sayılı KHK ile İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarından 23 kişi ihraç edildi. Bunlardan 8’i sendikamız üyesi iken, 7’si yetkili sendikanın üyesi (Tüm Yerel-Sen’in), diğerleri ise farklı sendikaların üyesi yahut sendikasız kimselerdir.

18 Temmuz’da yüzlerce arkadaşımızın katılımıyla Büyükşehir Başkanlık girişi ve Başbakanlık Ofisi karşısında buluştuk. Amaç bir kısmımızı işten atarak geride kalanların ibret alması ise, ibret değil örnek alınacak bir şeyi hep birlikte yaptık. “Korkmuyoruz, susmuyoruz, gitmiyoruz” haykırışımızı tüm İzmir duydu.

Sonraki süreçte sendika farkı göz etmeksizin tüm ihraçlarla dayanışmayı önümüze koyduk. Hukuki anlamda izlenecek yolu birlikte konuştuk, evine ekmek girmeyen arkadaşlarımızı yalnız bırakmadık. Düzenlediğimiz dayanışma etkinlikleri ile mütevazı da olsa mağduriyetleri azaltmaya çalıştık.

Mayıs ayında gerçekleştirilen sendikamızın Genel Kurulu’nda aidatları arttırmayı önümüze koyduk. Özel bir dönemden geçtiğimizin bilinciyle, bu özel döneme özgü olarak, kimseyi açta açıkta bırakmayacak bir örgütlüğe ihtiyacımız olduğunun altını ortak irademizle çizdik. Önümüzdeki dönemde hayata geçecek bu artışla sendikamızı güçlendirecek ve iktidarın hışmına uğrayan üyelerimize daha fazla katkı koymaya çalışacağız.

Diğer “Sendikalar” Ne Yaptı?

Peki, başkaları, sendika tabelası taşıyan başka kurumlar ne yaptı? Koca bir hiç…

Eylem, etkinlik, dayanışma? Hayır, yok, bilmiyorlar.

O halde yoklar, yok hükmündeler.

OHAL’de, bu halde, şu halde, her halde, her halükarda yanı başınızda bulunabilecek bir örgütlenme var mı? Var! KESK var, Tüm Bel-Sen var!

Gün dayanışma günüdür. İktidarın baskılarına karşı da, bizi satış sözleşmelerine razı etmek için kırk takla atanlara karşı da omuz omuza verelim!

İş güvencemizi savunmak ve korumak için de, yemek kartı talebimizi çekincesiz yükseltmek, ulaşım hakkımızı istemek ve çoçuklarımızı zaten hakkımız olan kreşlerde büyütebilmek için de bunları bize sağlayacak bir mücadelenin, bir mücadele örgütünün parçası olalım! İnat ve ısrarla, dayanışmamızı da örgütlülüğümüzü de büyütelim! Tüm Bel-Sen’de buluşalım!

Dilenenler değil, direnenler kazanacak!