BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ! TALEPLERİMİZİN TAKİPÇİSİYİZ'
26.06.2014
BASINA VE KAMUOYUNA
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan kamu emekçileri temel haklarını istiyor, yemek hakkını istiyor, ulaşım hakkını istiyor, kreş hakkını istiyor…
Görmezden gelinmeye, yok sayılmaya, sorunlarına, taleplerine kör ve sağır kalınmasına, işyerlerinde mobbinge, amir baskısına, haklarının kullanımının engellenmesine, iş güvenliğinin dikkate alınmamasına karşı insan onuruna uygun çalışma koşulları istiyor…
Üç yıldır herhangi bir iyileştirme almayan emekçiler hayat pahalılığına karşı makul bir iyileştirme istiyor…
Kimseden bir ayrıcalık talep etmiyor, sadece hakkı olanı istiyor… Demokratım, emekten yanayım diyen işverenin sözünün ardında durmasını istiyor…
Bize örnek gösterin diyen ve gösterilen örnekleri de yok sayan işverene velev ki sosyalsiniz velev ki demokratsınız “bir kere de siz örnek olun” diyor…
Sürekli Gezi’yi anan işverene Gezi’den öğrendikleri ile yanıt veriyor… İşyerinde forumlar düzenliyor, emek ve dayanışma sofraları kuruyor, ulaşım hakkı için sivil itaatsizlik eylemi yapıyor, sosyal medyayı kullanıyor…
Maalesef aldıkları yanıt Gezi’ye verilenden farksız…İşveren kör, sağır ve dilsiz adeta üç maymunları oynuyor…
Emek dostu belediye iddiası taşıyanlar, emekçilerin taleplerini görmüyor, sermaye temsilcilerinin ellerini kollarını sallayarak girdiği kapılar, emekçilere ve onların temsilcilerine emek örgütlerine kapatılıyor…
Emek dostu olduğunu söyleyenler, yakın zamanda faklı bir konuda ezberleri bozuyoruz diye broşür dağıtanlar, konu emekçilerin sendikal örgütlenme hakkının ayrılmaz parçası olan iş bırakma hakkı olduğunda kamu emekçilerinin mücadeleleri ile hukuken de geçersiz kıldığı “memurun toplu eylem yapma hakkı, iş bırakma hakkı yok” kıvamındaki emek düşmanı ezberi tekrarlıyor…
Emek dostu olduğunu söyleyenler mevzuattaki hakları görmezden gelirken emek karşıtı, sınırlayıcı ne kadar hüküm varsa onları esas alıyor, hukuku özgürlükçü ve emekten yana sosyal bir şekilde yorumlamayı söz konusu dahi etmiyor…
Kadın dostu kent, çocuk dostu belediye diyenler, çocuklara kapılarına kadar süt dağıtımı yapılan bir kurumda işyerlerinde kreş ve emzirme odası talebini yok sayıyor, ücretsiz kreş hakkına olmaz diyor, emzirme odası adı altında da “süt sağma odası “öneriyor…
“Herkes için sağlık temasıyla” temasıyla EXPO gibi uluslararası organizasyonlara başvuranlar, uzun süreli tedavi gerektiren kanser, astım, böbrek hastalığı gibi hastalıklara yakalanmış kamu emekçilerinin mağduriyetini, onlardan yapılan kesintiyi toplu sözleşme sürecinde pazarlık konusu haline getiriyor…
İzmir kentinin depreme karşı yapılandırılması ve kentsel dönüşüm projelerinden sorumlu bir kurumda çalışanların depreme dayanıksızlığı tescilli bir binadaki çalışma koşullarına ilişkin kaygılarına, idare bir şey olursa hepimize olur kaygısızlığı ile yanıt veriyor.
Demokratik bir yerel yönetim anlayışını esas alacağını iddia edenler işyerlerinde artık adeta normalleşen iş yerinde psikolojik taciz yani mobbing uygulamalarına, amir baskısına yönelik önlem almaktan imtina ediyor, görmezden geliyor…
Merkezi hükümetin temsilcisi Valiliğin, İl Özel İdare’nin taşınmazlarına ilişkin bizce de siyasi ve İzmir halkı açısından hiçbir kamu yararı taşımayan uygulamalarına karşı demokratik direnme hakkı dahi her şeyi kullanacağını söyleyen yerelin ve yerelin inisiyatifinin esas alınmasını söyleyenler, iş kamu emekçilerinin hakları olunca merkeze bakıyor, merkezin kanunları, merkezin kurallarını ve kurumlarını gerekçe gösteriyor, yerel bir inisiyatif almıyor…
Söz konusu emekçiler olduğunda yereli merkezi fark etmiyor aynı yok sayma, aynı anti demokratik, emek karşıtı tutum sergileniyor…
İzmir’in en büyük işvereni olan İzmir Büyükşehir Belediyesi işçisiyle, memuruyla tüm emekçilere aynı tavırla yaklaşıyor. İşçi sendikalarıyla yürüttüğü toplu sözleşme süreçlerini sürekli eleştirdiği hükümetin belirleyici olduğu hakem kurullarına taşıyor, sorunları masada işçilerle çözmektense bir anlamda hükümete havale ediyor.
Biz bu yaklaşımı, bu tavrı tanıyoruz, biliyoruz…
Her toplu sözleşme döneminde yüzde 1-2 sadaka zamları teklif eden, karşı çıkanları duymamazlıktan gelen Hükümet yetkililerinden biliyoruz… Madenlerde, tekstil atölyelerinde, fabrikalarda, şantiyelerde emeğinin hakkını isteyenlere yönelik patron aymazlığından tanıyoruz…
Yalnız bildiğimiz bir şey daha var… Bu tavır hiçbir zaman yanıtsız kalmadı ve kalmaz…
Taleplerimize, sorunlarımıza duyarsız kalanlara, bizler dayanışmanın gücüne inananlar, emeğiyle geçinen, alınterinin hakkını savunanlar memur, kadrolu işçi, sözleşmeli personel, şirket işçisi, taşeron işçisi vb. suni ayrımlar olmaksızın tüm emekçiler insanca bir yaşam için yan yana omuz omuza karşı koyuyoruz.
Süreci bu noktaya getiren emekçilerin taleplerini ciddiye almayan, adeta savsaklayan yaklaşımdır… Buna rağmen hiçbir şey için geç değildir… Emekçiler taleplerinin arkasındadır. Talepler İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin karşılayabileceği meşru, haklı ve yasal mevzuata uygun taleplerdir. Bu hususta sorunun çözümü için gösterilecek irade, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin emeğe, demokrasiye ve özgürlüklere ilişkin yaklaşımını da ortaya koyacaktır.
Bu çerçevede mücadele etmekte kararlı olduğumuzu belirtiyor, sorunun çözümü için İBB idaresini göreve çağırıyoruz. Tüm emekten yana duyarlı kamuoyunu da mücadelemize destek vermeye ve dayanışmaya davet ediyoruz.
BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM…
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ.
TÜM BEL SEN İZMİR 1 NOLU ŞUBE
