Hata mesajı

Dosya oluşturulamadı.

AYNI GEMİDE MİYİZ?

Yaşadığımız topraklarda yaşanan çalkantı bitmek bilmiyor. Televizyonlar, haber kanalları sus pus olsa da, gerçek bir türlü gizlenemiyor. Yolunda gitmeyen bir şey var. Olağan koşullarda olağan yöntemlerle yönetemeyenler OHAL’le KHK’larla bu gerçeği bastırmaya, gerçeği dile getirenleri korkutmaya çalışsa da, olmuyor. Gerçek gün gibi ortada…

Gerçek ne?

Türkiye’de emekçiler giderek derinleşen bir yoksulluğu yaşıyor. Bir yanda okullarında soğuk beton üzerinde sofraya diz kırıp yemek yiyen emekçi çocukları varken, öte yanda saray sofralarına çöreklenenler var.

Bir yanda yok pahasına çalıştıkları işlerde artan iş cinayetleri ile canlarından olanlar varken, öte yanda saltanat içinde yaşayanlar var.

Bir yanda her türlü hakkı gasp edilerek, kayıtdışı-güvencesiz, yoksulluk içerisinde yaşamaya mahkûm edilen milyonlar varken, öte yanda milyar dolarlarla oynayanlar var.

Bir yanda daha maaşları yatarken aldıkları ücretin neredeyse yarısını devlete kesinti ve vergi olarak ödeyen emekçiler varken, öte tarafta hısım-akrabası üzerinden butik ada devletlerindeki paravan şirketlere, “vergi cennetleri”ne milyon dolarlar aktaranlar var.

Hepimizin bildiği bu tablo yalan-talan, yoksulluk ve yolsuzluk düzeninin tablosudur. Sefaletin, çürümenin, sömürünün, yıkımın tablosudur. Biz bu tabloya bakarken dahi utanıyorken, bu tabloyu yaratanlar utanmak bir yana, tabloya baktıkça pişkin pişkin sırıtıyorlar.

Ama unutmadık, biliyorduk, biliyoruz ve şimdi daha iyi anlıyoruz.

Kamu bankaları aracılığıyla, elindeki iktidarın imkânları ile kara para aklayanlar, milyonlarca Avro rüşvet alanlar, yüz binlerce dolarlık saatleri bileklerine takanların saatleri tekliyor. Düne kadar dizlerinden ayrılmadıkları eski efendileri tarafından sıkıştırılanlar, ipliği pazara çıkarılanlar bu sefer de hamasi nutuklar atmaya başlıyor:

“Bu bir operasyondur. Hepimiz aynı gemideyiz. Oyuna gelmeyin!”

Aynı gemide miyiz?

Operasyonu yapanlarla yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, bu coğrafyanın her türlü kaynağını çok uluslu şirketlere haraç mezat satan, emperyalist devletlerin karşısında el pençe duran biz miydik?

Düne kadar da “ne istediler de vermedik?” dedikleri gerici cemaatleri toplumun her gözeneğine, devletin ve bürokrasinin her kademesine sokan biz miydik?

Milyonlarca Avro rüşvetle suçlanan kabine üyelerine kefil olan, rüşvet vermekle suçlanan sahtekârları arkasına bayrak koyup televizyona çıkaran biz miydik?

Bugün sanık sandalyesinde oturup itiraflara başlayınca ajan ilan edilen, dünün muteber şahsiyetlerine bakanlar eliyle ihracat ödülleri, plaketler veren biz miydik?

Biz değildik…

Biz değildik. Biz bu gerçeği yüksek sesle dile getirdiği için hapse tıkılan Ahmet Şık’laydık.

Biz değildik. Biz bu gerçeği dile getirirken 10 Ekim’de Ankara’da herkesin gözü önünde katledilmesine cevaz verdiklerinizdik.

Biz değildik. Biz bu gerçeği dile getirdiği için işten atılan, ama köşesine çekilmeyip mücadeleye devam diyenlerdik.

Biz değildik. Biz OHAL’inize, kayyumlarınıza, KHK’larınıza, saray rejiminize en gür sesiyle “HAYIR” diyenlerdik.

Biz değildik. Biz Yüksel’de her gün gözaltına aldığınız ama yüzünden gülümsemesini silemediğiniz Veli’yleydik. “Bizi açlıkla terbiye edemezsiniz, işimizi istiyoruz” diyerek bedenini açlığa yatırmaktan dahi çekinmeyen Nuriye ve Semih’leydik.

Biz değildik. Biz “dilenenler değil, direnenler kazanacak” diyen; sendikalarına, kitle örgütlerine, meslek odalarına sahip çıkan, örgütlü mücadeleyi istibdata karşı her koşulda sürdürmeye çalışanlardık.

Şimdi biz soruyoruz. Sizinle aynı gemide miymişiz?

Her gün doğrudan-dolaylı yüzlerce vergi ödemek zorunda kalan, bütçe açıklarının yükü fatura edilen, namlu ucuyla zam ve vergilere boğulan, yoksullukla terbiye edilmeye çalışılan her kesimden, her görüşten, her işkolundan on milyonlarca emekçi sizinle aynı gemide değil!

Velev ki “aynı gemideyiz”…

Velev ki “aynı gemideyiz”…

Biz makine dairesinde gün yüzü görmeden ter döküyorken, siz güvertede güneşleniyordunuz.

Siz “dümen çevirirken” biz kürek mahkûmuyduk.

Ve artık bu gemi sizin götürdüğünüz yere gitmeyecek.

Siz batarken bu gemi limana varacak.

Faturayı ödemeyeceğiz, hesabı birlikte soracağız!

Çünkü biliyoruz, görüyoruz, duyuyoruz. Farkındayız, unutmadık, hatırlıyoruz.

Örgütlü mücadelemizle bu çürümüşlüğün faturasını bize çıkartmak isteyenlerden hesap soracağız! İşyerlerimizde, sokakta, alanlarda gerçeği dile getirmeye, hakikati örgütlemeye devam edeceğiz.

YALAN-TALAN-YOLSUZLUK-YOKSULLUK DÜZENİNE KARŞI ÖRGÜTLENELİM!

 

İZMİR TÜM BEL-SEN 1 NO’LU ŞUBE